GECE HAYALETİ

IMG_6290

GECE HAYALETİ LİLİTH

Binlerce yıl önce kaybedilmiş bir kız kardeşimiz var. Bize unutturulmaya çalışılan ve adı lanetle anılan. Oysa “ gece hayaleti” anlamına gelen çok güzel bir adı, Tanrı’nın hediyesi olan görkemli kanatları ve yanından hiç ayrılmayan baykuşları var. Adı: Lilith. İlk hikayesine Tevrat’ta rastladığımız bu unutulmuş kız kardeş Adem’in Havva’dan önceki ilk karısı ve ilk kalp ağrısı. Onu anlatmadan önce aslında biraz Havva ve Adem’in hikayesindeki tuhaflıklardan bahsetmek isterim.

Hikayeyi her dinlediğimde Havva’nın uğradığı haksızlık karşısında dilim tutulur ve Adem’i niye orada öylece bırakıp yoluna yalnız devam etmediğini düşünürüm. Mevzu şu elma hikayesidir: Havva tadını merak ettiği ve yasaklandığını bildiği bu güzel meyvadan bir ısırık aldıktan sonra Adem’e uzatır “ super bir lezzet tadına bakmak ister misin” der. Gayet kibarca yapılan bu teklifi Adem kabul eder ve elmanın tadına bakar. Ama sonra işler sarpa salıp Tanrı’ya yakalanınca Adem, ilkokul çocuğu müzevirliğinde Havva’yı işaret edip “ O verdi, o aklımı çeldi, suçlu o, bık bık bık”. İşte Adem’in bu korkak müzevirliği , suçunun ve hevesinin arkasında duramayışı beni çileden çıkarır. Hayır ne yapmıştır Havva? Elmayı sıkıp suyunu zorla boğazından mı dökmüştür! Sonuçta eğer yanlış bir şey yapılmışsa Havva kadar Adem de suçludur. Havva’nın cömert teklifini reddedemeyen Adem’dir. Pekala “ teşekkür ederim Havvacım ama bunu yememiz yasak biliyorsun tadı güzel olabilir ama ben yememeği tercih ederim” diyebilirdi. Hikayenin bundan sonraki kısmında Havva, bu korkak, sinik, kendi kararlarına sahip çıkamayan ve otorite karşısında hemen pulları dökülen Adem’ in suçlamalarını kabul eder. Cennetten kovuluşlarını anlatan resimlerin çoğunda utanç içinde elleriyle yüzünü kapatan Havva, kafasını arakaya doğru döndürüp hala Tanrı’ya Havva’yı şikayet eden de Ademdir. Havva’nın bence burada alması gereken karar tıpkı daha önce Lilith’in yaptığı gibi Adem’i şımarıklıkları ve sünepeliği ile baş başa bırakmak olmalıydı. Çünkü Havva’nın henüz yaratılmadığı için bilmediği yakın bir geçmişte Adem’in foyasının çıktığı bir hikayesi daha vardır. İlk karısı güzeller güzeli Lilith onu terketmiş ve tüm yalvarmalarına rağmen kararından vaz geçmemişti. Eğer gerçekten Adem, sorumluluklarının, hatalarının ve kararlarının arkasında durabilen, bir yetişkin olmayı başarabilen bir adam olsaydı Lilith gibi akıllı bir kadın onu bırakıp gitmezdi.

Aslında hiç yapmak istememe rağmen tamamen olaylar iyi anlaşılsın diye Havva ile Lilith’i kıyaslayacağım. Olayların üzerinden çok uzun zaman geçmesine rağmen etkisi hala sürdüğü için bunu yapmak zorundayım. Yaratılma sürecinden başlarsak Lillith, Havva gibi Adem’in kaburga kemiğinden yaratılmamıştı. O da tıpkı Adem gibi Tanrı’nın çamurundan yaratılmış ve Adem’e üflenen nefesin aynısı onun da burnundan üflenmişti. Yani Adem’den eksik hiçbir yanı yoktu hatta fazlası vardı; Gökyüzüne, Tanrı’ya yakın durabilsin, her istediği yere kolayca gidebilsin diye muhteşem güzellikte kanatlara sahipti. Ve bence en önemlilerinden biri; Lillith’in ona soru sormayı, merak etmeyi, gerçeği, adaleti aramayı öğreten baykuşları vardı. Baykuşlar pek çok kültürde ölümle ilişkilendirilse de asıl temsil ettikleri şey ölümün bile ardında yatanı sorgulayan bilgelikleridir. Lilith işte böyle güzel hediyelerle donatılıp Adem’e eş olsun diye yaratılmıştı. Ancak Lillith, Havva gibi uyumlu olmak, Adem’e hizmet edip sürekli bu siskin egoyu poh pohlamak zorunda hissetmiyordu kendini. İlk anlaşmazlık bahçe işleri yüzünden çıkmış ve Adem, bahçeyi sürekli temiz, düzgün ekili tutmanın Lilith’in görevi olduğuna Lilith’i ikna etmeye çalışmıştı. Tabii Lilith, her aklı başında kadının yapması gerekeni yaptı ve “ Niye sadece benim görevim olsun Ademcim, bahçe ikimizin, dolayısı ile sorumluluk da ikimizin olmalı ”dedi. Bu çatlak onarılmadan ve Adem bahçe işleri konusunda bile sorumluluktan yırtmak isterken ikinci mevzu patladı; Ve Lillith kilit soruyu sordu “Ademcim niye her sevişmede sen benim üstüme çıkıyorsun? bu sefer de tersini deneyelim sen altta ol” dedi. Adem’i az çok çözdüğümüz için bu haklı soruya nasıl köpürdüğünü Lilith’i nasıl zevklerinin peşinde koşan, uyumsuz, dik başlı, asi bir kadın olarak suçladığını ve güç gösterisinde bulunduğunu tahmin edebiliriz. İşte bu noktada Lillith alınabilecek en doğru kararı almış ve Adem’i şişik egoları, tembelliği ve hiç büyümeyecek kişiliği ile bırakıp “ Amannn senle mi uğraşacağım! Sepeti koluna herkes kendi yoluna!” demiştir.

İşte bu kararlılığı Havva gösterememiş, dolayısıyla hem kanatlardan hem de baykuşlardan vazgeçmiştir. Evi, bahçeyi, cenneti, hayvanları ve yılanı bir kez bile                       “Ben de insan evladıyım ya !yoruldum artık” diye şikayet etmeden çekip çevirmiş üstelik Adem gibi bir mız mızın da hiç bitmeyen isteklerini karşılamıştır. Ama hikayenin en sonunda mekan değişitirilmeden ve biz dünya denilen bu cangıla düşmeden hemen önce Adem, Havva’nın bütün bu fedakarlıklarına onu Tanrı’ya ispiyonlayarak karşılık vermiştir; “ O beni baştan çıkardı, Suçlu O!”. Peki ! güzel kardeşim sen yetişkin değil misin! Bütün ömrün boyunca sana hep vaka titizliğin de mi yaklaşalım? vasi mi tayin edelim? N’apalım? Niye hatalarının arkasında durup onlardan ders çıkar mıyorsun da Niye sürekli sorumluluklarını başkalarının üzerine atıyorsun.?

Bu uzun hikayenin sonunda kendini gerçekleştirmeyi başarabilecek kadar cesur ve akıllı davranan kim diye soracak olursanız Lilith derim. Çünkü Havva, hala ceza olarak sancıyla çocuk doğurup Adem’in bitmeyen egolarını şişirmeye çalışırken Lilith parlak kanatlarıyla gönlünün istediği yere uçup istediği soruyu sorabiliyor. Hala meraklı, hala heyecanlı ve hala çok cesur. İşte sırf bu yüzden biz bir zamanlar kanatlarımız olduğunu, baykuşların bilgeliğine sahip olduğumuzu unutalım diye Lilith hiç olmamış gibi davranıyorlar. Oysa bizim Lilith diye çok akıllı bir kız kardeşimiz vardı, yeryüzündeki ilk kadın ve bizim soyumuzun en göz alıcı kraliçesiydi. Onu unutmayın!

Biz kadınların sırtındaki kürek kemiklerinin tam ucunda sanki içinden bir şey tomurcuklanacak gibi küçük bir tümsek vardır. İşte o tümsek en eski kız kardeşimizden bize miras kalan kanatların hatırasıdır. Elinizi uzatın o uçlara dokunun ve günün birinde oradan kanatların çıkacağına inanın. O kanatlar bizi olmak istediğimiz yere götürecek kanatlardır, kızkardeşimiz Lilİth’den bütün kadınlara verilmiş bir hediyedir.

Lilith’in hayaletine iyi bakın ve kanatlarınızın gücüne inanın.

Lilith, Vera Zingsem, Çeviri: Devrim Doğan Yüzer, İlya Yayınları Mitoloji Dizisi.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s