KIRMIZI SAÇLI KADIN

IMG_5333Her kitabın yazarın elinden çıktıktan sonra okuyanın hayal gücüyle baştan yazıldığını düşünürüm. Mesela Anna Karenina, her okurda başka canlanacak, kaderi her vicdanda yeniden tartılacaktır. Bu da her okurda yeniden ete kemiğe bürünmüş, hikayesi yeniden yazılmış, kalp kuyumcusunda eni konu tartılmış binlerce Anna, Raskolnikov, Emma, Feride, Rüya, Bihter ve binlerce hikaye demektir. Çünkü her okurun hayalinde Raskolnikov’un saçları ayrı renkte parlar, Anna’nın ellerini kucağına bırakışındaki hafiflik başka başka duygulara denk düşer.   Kırmızı Saçlı Kadın’ı da belki yazarın bize anlatmak istediği yerleri önemli bulmadığım belki parmakla gösterdiği yarayı daha önceden gördüğüm ve belki de romandan hiçbir şey anlamadığım için diğer hikayeler üzerinden okudum. Cem’in, Ayşe’nin Evren’in ve Gülcihan’ın (Kırmızı Saçlı Kadın ) beraber anlattıkları: “Batı’da oğul babayı öldürerek ve anneyi kendine alıp dönüştürerek birey olur, Doğu da ise her zaman Baba, oğlunu öldürür. Çünkü Doğu, otoritenin galip geldiği topraklardır. Babaya, ustaya, devlete, iktidara karşı gelenin sonu ölüm olur! Bu bir kehanettir ve kehanetten kaçamazsın!” hikayesinin peşine düşmek istemedim. Ayrıca itiraf etmek isterim ki hiçbirini de arkadaş olmak isteyecek kadar içten sevemedim. Ancak “Kırmızı Saçlı Kadın” beni başka güzel hikayelerin ardına düşürdü: Firdevsî’nin ve romandaki kırmızı saçlı kadının yani Gülcihan’ın kendine benzettiği resmin. Bir romanın hatta iyi bir romanın amacı hayallerden ve rüyalardan müteşekkil tamamen okura has bir dünya yaratmaksa bence “Kırmız Saçlı Kadın” bunu fazlasıyla yaptı. Kitabı bitirdikten sonra belki Cem’in değil ama Sührap ve Rüstem’in hikayesini anlatan Firdevsî’ nin ve onun muhteşem eseri Şahnâme ile Gülcihan’ın kendini benzettiği Elizabeth Siddal’ın açtığı kapılardan başka hayatlara ait dünyalara girdim.

Beş – altı yıl önce Şahnâme’nin Kabalcı yayınlarından çıkan baskısını almış ve canım sıkıldıkça kendimi Firdevsî’nin çok ince ayrıntılarına kadar anlattığı düğünlerin, doğumların, şenliklerin davetsiz misafiri yapmıştım. İran tarihinin, sözlü rivayetlerden ve mitolojik öykülerden derlenerek anlatıldığı bu kahramanlık destanında benim en ilgimi çeken yerler savaşlar, güreşler, ölümler değil detaylı ve canlı tasvirlerlerle bezenmiş doğumlar, ziyafetler ve düğünler olmuştur. Mesela Ferngîs ile Siyavuş’un evlenirken Ferngîs’e verilen çeyiz açılırken oradaydım: “ Zebercetten tabaklar, içleri ceylan göbeği ve ham ödağacı dolu firuze bardaklar, padişahlara yaraşan incilerle süslenmiş iki taç, iki bilezik, bir gerdanlık, iki küpe, altmış deveye yüklenmiş ve üzerleri kırmızı altınlar ve incilerle süslenmiş halılar, altın işlemeli üç takım örtü, otuz deve yükü altın ve gümüş para, İran işi onar takım bardak, bir altın taht, dört kürsü ve üzerleri zebercetle süslenmiş üç çift nalın.”

Ancak bu kadar düğün, dernek gezmeme rağmen bunları anlatan Firdevsî’nin ve Şahnâme’nin hayat hikayesinin peşine düşmediğime “Kırmızı Saçlı Kadın”’ı okuduktan sonra hayıflandım. Firdevsî, İran’ın Moğol dönemine kadar yaşamış en büyük şairi olarak kabul edilse de bence yaşadığı zaman diliminde Gazneli Mahmud ile karşılaşmış olması onun en büyük bahtsızlığı olmuş. Firdevsî 931 yılında yazmaya başladığı Şahnâme’yi 1004 yılında tamamlayıp dönemin sultanı Gazneli Mahmud’a sunmuş. Sultan, bu büyük eser için vaat etmiş olduğu her beyit için bir dinar sözünü tutmayarak onun yerine her beyit için bir dirhem vermiş. Yazarı ve eseri için büyük bir aşağılanma sayılan bu davranış Şahnâme’yi bitirişinin hemen ardından oğlunun ani ölümüyle sarsılan Firdevsî için büyük bir yıkım olmuş. Bu arada Gazneli Mahmut’tan biraz bahsetmekte fayda var. Hindistan’a Sünni İslam’ın yayılması için tam 17 sefer yapmış ve her seferden kilolarca altın ve paha biçilmez ganimetlerle dönmüş. Hinduların kutsal saydığı tanrı heykellerini yıkıp tapınaklarında ezan okutmuş, talan ve yağma yaptığı yerlerdeki racaların bazıları kendilerini yakarak intihar etmişler. İşte Firdevsî, Şahnâme gibi büyük bir eseri böyle bir sultana sunmuş. Tarihçilerin büyük kısmı Gazneli’nin sözünde durmamasını ve Firdevsî’ye karşı yaptığı nezaketsizliği şairin Şii oluşuna bağlarlar ki Gazneli’nin Sünni İslam’ı yayma ve Hindistan’ın zenginliklerini yağmalama gayretine bakarsak bunun doğru bir tespit olduğunu kabul edebiliriz. Firdevsî, bu büyük hayal kırıklığından sonra aldığı 20.000 dirhemi o gece hamamdaki eğlencede dağıtarak sultanın hediyesinin kendi için bir önemi olmadığını göstermek istemiş. Bu olayın ardından yaşadığı şehir Tus’a geri dönüp ömrünün kalanını yoksulluk içinde burada geçiren Firdevsî’nin Gazneli’nin de etkisiyle “dinsiz” denilerek cenaze namazı da kılınamamış ve bu nedenle de köy mezarlığı yerine evinin bahçesine gömülebilmiş.

Şahnâme’nin, Firdevsî’nin ölümü ardından çeşitli baskıları yapılmış ve dönemin usta sanatkarları tarafından minyatürlerle bezenmiş. Bunların içinde en önemli baskılardan biri sayılan Şah İsmail’in oğlu Tahmasp’ın II. Selime hediye ettiği Şahnâme ne yazık ki nasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde Topkapı Sarayı’ndan uçmuş ve önce Rothschild ailesinine oradan da Amerikalı iş adamı Arthur Houghton’un eline geçmiş. Bu el değiştirmeler sırasında otuz bin beyitten oluşan ve içi Mirak Ağa’nın elinden çıkmış minyatürlerle bezeli bir bütün halindeyken Houghton, Şahnâme’yi sayfalara ayırıp, 78 sayfasını NY Metropolitan müzesine bağışladıktan sonra diğer sayfalarını tek tek satışa çıkarmış. Kitapta Ayşe ile Cem’in büyük bir merak ve zevkle seyrettikleri Şahnâme sayfalarından bazıları işte bu Topkapı Sarayı’ndan uçup NY Metropolitan müzesine konan parçalar olsa gerek..

Kırmızı Saçlı Kadın’ın göğümde uçurduğu diğer uçurtma ise hüzünlü renkleriyle Gülcihan’ın kendisini benzettiği ve uzun süre bir dergiden koparılmış halde evinin duvarında asılı tuttuğu Elizabeth Siddal’ın portresi. Pre- Raphaelite akımının kurucularından olan Dante Rossetti, resmi Elizabeth ile evlendikleri 1860 yılında yapmış. Portre yapıldığında henüz otuz bir yaşında olan güzel Elizabeth iki yıl sonra aşırı afyon kullanımından ölmüş. Siddal’ın dönemine göre cesur ve bir o kadar iç burkucu hikayesiyle tanışmama vesile olan Gülcihan’ın kırmızı saçlarını işte sırf bu hayatla karşılaştığım için bile sevebilirim. Güzel ve hülyalı yüzü, derin bakışları ile sadece Rosetti’ye değil Pre-Raphaelite akımının diğer ressamlarına da modellik yapan Elizabeth’in ölümü de bu yüzden olmuş.

Çok soğuk bir kış günü John Everett Millias’in “Ophelia” adlı tablosuna modellik yapmak için su dolu küvette saatlerce kalan Elizabeth’in sağlığı bu uzun günden sonra bir daha düzelmemek üzere bozulmuş. Millias tarafından küvetin etrafına konan lambalarla sabitlenen suyun sıcaklığı lambaların kısa bir süre sonra bozulmasının ardından giderek soğumuş fakat Elizabeth ısrarla üşümediğini söyleyerek sudan çıkmamış. Evliliklerinin ilk senesinde yaptığı ölü doğumla sağlığı zaten bozulmuş olan Elizabeth, soğuk su dolu küvette saatlerce poz verdiği günün ardından zatürre olmuş ve çok kısa bir süre sonra 11Şubat 1862 yılında henüz otuz üç yaşındayken ölmüş. Ölümüne sebep olan fazla miktarda afyon karışımını bedensel acılarını mı yoksa ruhsal acılarını mı dindirmek için içtiği bugün hala tartışma konusu olsa da ailesi, Rosetti ile olan evliliklerinin onu intahara sürüklemiş olduğu konusunda ısrarcı olmuş . Rosetti karısının gömülmesi sırasında onun için yazdığı şiirleri bir tomar halinde kırmızı saçlarının arasına saklamış ve Eizabeth’i ebediyete öyle yolcu etmiş.

Bir kitap niye sevilir sorusuna cevap olarak; Sadece iki günde okuyup bitirdiğim “Kırmızı Saçlı Kadın”’a hem kitabın sonunda Doğu’nun kehanetini değiştirecek umutlu bir ip ucu verdiği için hem de keşfetmemi sağladığı diğer hayatlar için teşekkür borçluyum.

Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kadın, YKY.

Firdevsî, Şahnâme, Çeviren: Prof. Dr. Necati Lugal, Kabalcı Yayınevi.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s