SCARLETT O’HARA; YAY’IN EN KIRMIZI HALİ

IMG_4132

Bir yay kadınıysanız perdenin asıl işlevinin evi güneşten korumak ve mahremini saklamak olduğunu düşünmeyebilirsiniz zira; bugün ve hemen şimdi çağla yeşili bir elbiseye ihtiyacınız vardır. Camların çıplaklığı yarının sorunudur ve ne de olsa yarın başka bir gündür. Scarlett O’Hara’nın bir yay burcu kadını olduğunu teyit eden tek bir şey göstermem gerekseydi, o yeşil kadife perdelerden diktiği güzelim elbiseyi gösterebilirdim. Ancak bir yay burcu kadını sefaletini büyük bir ihtişamın altına gizleyip, iniltilerini duymamak için kulaklarını horoz tüyleriyle süslenmiş bir şapkanın şefkatine teslim edebilir. İçlerinde ansızın çıkıp gelebilecek her mağlubiyet duygusunu boğup gömebilecek büyüklükte bir mezarlık taşımakla marufturlar. Güçlü ve tek bir hayattan on kadına yetecek kadar ihtiras devşirebilen kadınlardır. Onların ihtiraslarını aşkla, parayla sınırlandırmak hem büyük bir haksızlık hem de büyük bir hadsizlik olur. İhtirasları kendilerinden çok hayatın bizatihi kendisiyle ilgilidir.

Hayat karşısında kendilerini ve sevdiklerini her tür tehlikeden koruyabilecek kadar cesaretleri, bunu bir ömür boyu aynı tonda sürdürebilecek kadar inatları ve güçsüz gördükleri herşeyi sarıp sarmalayabilecek güçte merhametleri vardır. Scarlett’te “asla bir daha aç kalmayacağım ve ailemin aç kalmasına da izin vermeyeceğim” dedirten cesaret de, Melanie’nin ölürken çocuğunu teslim ettiği merhamet de budur. Ama ne yazık ki bir pamuk çiftliğini, onları terk eden bir adamın çocuğunu ve hatta bir kereste imalathanesini bile saracak büyüklükteki bu merhamet örtüsü aşık oldukları adamın ayaklarını örtmeye yetmez. Malesef aşk konusunda ancak şömine karşısında otururken, dışardaki ayazda donmak üzere olan adamı düşünüp şömineye bir odun daha atacak kadar düşünceli olabilirler. Tıpkı Scarlett gibi, kuzey ay düğümü terazide olan yay kadınları kalplerinin içine bakmaktan korkan ve korktukça zalimleşen kadınlardır. İçlerini yakan göz yaşlarını ancak terk edildikten sonra akıtırlar ve bu yüzden her kapanış sahnesinde şu repliği duymaya mahkum olurlar: ” Scarlett, seni sevdiğimi bilmene izin veremezdim. Çünkü seni sevenlere karşı acımasızdın”. …

Aşk hayatlarındaki bütün defolarına rağmen iyi bir dost, yardımsever bir arkadaş ve her tür dağınıklığınızı toparlayabilecek beceride kadınlardır. Açtığınızda üzerinize yıkılabilecek gardrobunuzu yirmi dakika içinde renk, tuşe ve tarz olarak sınıflandırıp size küçük bir mağaza olarak armağan edebilecekleri gibi, ruhsal berduşluğunuzu da anında hizaya sokmayı bilirler. Yay kadınlarına göre derleyip, toparlama, elinden tutup yerden kaldırma bugünün işleridir. Dağılıp ve üzüleceksek yarına bırakabiliriz çünkü ne de olsa yarın başka bir gündür.

RHETT BUTLER; AKREPLERİN EN KARASI

Yay kadınlarının hakkından gelebilecek, bu hırçın kadından dersini almış gözü yaşlı bir sevgili yaratabilecek erkekler hemen her zaman Akrep burcu erkekleri arasından çıkar. Ashley gibi mıymıntı ve takıntılı Başak erkeklerine aşık olduklarını sansalar da hikayenin en sonunda Rhett Butler gibi bir Akrep erkeğinin hipnotik gölgesine sığınmak  isterler. Ancak, gömülü ve gizli olan herşeyi bulup çıkarmada mahir olan Akrep burcu erkekleri Yay kadınının içindeki hırçın bir sevgiliden yaptıklarından pişman bir aşık çıkarabilirler.

Akrep erkekleri acı çekmekten korkmadıkları ve hatta bundan neredeyse gizli bir zevk aldıkları için bir kadını en çok onun aşkından ölürken terk ederler. Ve arkalarında akıttıkları zehirle acılaşmış bir kalp bırakırlar. Rhett’in, Scarlett’i terk ederken söylediği gibi, kırılmış bir vazoyu çatlaklarına bakıp daha çok üzülmemek için yapıştırmazlar öylece bırakıp eski haliyle hatırlamayı tercih ederler. Kışa girerken doğdukları için de ruhlarının bir köşesinde hem baharın hem kışın tılsımı saklarlar. İlki aşkları, ikincisi göz yaşları içindir.

Akrep takımyıldızına baktığınızda tam ortada ateş gibi yanan bir yıldız görürsünüz adı Antares’tir. Biraz uzun baksanız alevlerinden sıçrayan korlar saçlarınızı tutuşturacak sanırsınız. İşte o Akrebin kalbidir. Bütün Akrep erkekleri kalplerinde o ateşten küçük bir parça taşırlar ve ona iyice yaklaşana kadar o ateşi maharetle saklarlar. Siz, aynı Scarlett gibi ipekli kadifeden elbiseniz, horoz tüyünden şapkanız ve olanca kibrinizle etraflarında sekerken arkanızda kendi külünüzden yapılmış kuyruklu bir yıldız bırakırsınız.

Rhett Butler gibi sevdiğini söylemeyi en sona bırakan erkeklerdir bunlar, önce göz yaşlarını, sonra külleri görmek isterler. Dikkatlice ölçüp biçerler ve yeterince acı çektiğinize ikna olmuşlarsa size Antares’te havadar bir teras ayırırlar. Bütün dersleri verir ve arkanızda kendi külünüzden mebzul miktarda bir yığın bırakabilirseniz eğlenceye kalmaya hak kazanabilmişsiniz demektir. Kanatlarınızı açıp bekleyin, bundan sonrası tıpkı rüzgar gibi geçecek..

Rüzgar Gibi Geçti, Margaret Mitchell.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s