HOMEROS’UN DÜNYASI

IMG_4860

Homeros’la ilk tanıştığımda dokuz yaşındaydım bana önce kahramanlarını tanıttı. Hepsinin birbirinden güzel adları vardı; Bulutları devşiren Zeus, Güzel yanaklı Theno, Gül parmaklı Şafak, Ak kollu Hera… Kahramanlarının adlarınıı tek tek ezberlettikten sonra benim adımı sordu “yerden bitme mum bacaklı miki” dedim. Adımın bu kadar tuhaf olmasına bir anlam veremedi. İsmimin, boyumun kısalığından ve bacaklarımın çırpılındığından dolayı bana takılan bir lakap olduğunu anlatmam epey uzun sürdü. Zira, şahit olduğu ve anlattığı dünyada bana benzer bir kız çocuğu yoktu hatta babası savaş için ayrıldığında bir yaşında olan Telemakhos’u saymazsak hiç çocuk yoktu.

Dördüncü sınıftan beşe geçtiğim o yaz tatilinde içinde kaybolduğum ve hangi tarafı tutacağımı bilemediğim bir savaşın içinde oradan oraya koşturup durdum. Elimde İlyada’nın çocuklar için yazılmış özetiyle kumların üstünde yatarken en anlamadığım şey arka kapakta gözleri kör olarak çizilmiş Homeros resmiydi. Homeros’a o yaz defalarca sordum gözleri görmeyen bir insanın yazdığı şeylerin doğru olduğuna nasıl inanayım? Savaşın gerçekten bir kadın yüzünden çıktığına emin misin? Niye günahsız hizmetçiler öldürüldü? diye. Şimdi çok uzun yıllar sonra başka bir yazın arifesinde elimde dokuz yaşımda sorduğum soruların cevabını veren güzel bir kitap var

Aslında bütün her şeyin; savaşın, ölümlerin, entrikaların ve bitmek bilmez yolculukların sebebi masum bir düğündü!

Peleus ve Thetis’in Olimpos’ta yapılan görkemli düğününe kavga tanrıçası Eris davet edilmez, o da Troya Savaşı’nı çıkaracak elmayı üzerine “en güzele” diye yazarak ortalığa bırakır ve Batı dünyası ile Asya’yı birbirine düşürecek savaşı başlatır.

Peki bu savaş gerçekten olmuş mudur? Schileman’ın karısının boynundaki dizi dizi altın kolyelere, bileziklere, yüzüklere bakacak olursak savaş olmuştur ve evet hatta Hisarlık’ta bulunan Priamos’un hazinesidir. Oysa dünyanın en önemli klasik çağ tarihçilerinden olan Piere Vidal altınların göz kamaştıran ışıltısının ardında bambaşka bir gerçek olduğunu hatırlatır bize; Schileman’nın altınları bulduğu tepedeki şehir kalıntıları Troya Savaşı’ndan bin yıl önceye tarihlenmektedir ve savaşın yapıldığı Troya şehrinin surları on yıl sürecek bir savaşa dayanıklı değildir. Vidal, Odysseia ve İlyada’da geçen yerleri, kahramanları ve toplum yapısını en ince ayrıntısına kadar şüphe merceğinden geçirirken iki destanın farklı ellerden çıkmış olabileceğini de hatırlatır.

Vidal’a göre kör ozanımızdan başka ozanlar da vardır ve her iki destan da bir bütün haline getirilmeden önce şölenlerde farklı ozanlarca çalınıp söylenen sözlü geleneğin bir parçasıdırlar.

Vidal, adeta yazınsal bir Troya arkeolojisi yaptığı kitapta olayın geçtiği dönemi, giysileri, coğrafyayı incelerken Troya’nın kadınlarını da unutmamış. Savaşın başlamasına sebep olan güzel Helen başta olmak üzere Penelopia, Hekabe, Kassandra ve Andromakha’nin destanda anlatılan hikayelerini titizlikle incelemiş.

Erkeklerin savaşında gözyaşı dökerken, çocuk doğurmaya, yaşlanmaya fırsat bulamayan bu kadınları, iki kadın figürünü; “baştan çıkarıcı Helene ve sabırlı Penolopia”’yı merkeze koyarak incelemiş.

Bir savaşının tüm yükünü sızlanmadan taşıyabilecek kadar güzel olan Helen, aradan geçen yıllara rağmen destan boyunca hiç yaşlanmaz ve fettanlığı ile “ ebedi dişiliğin “ simgesi olur. Homeros’un Helen ve belki biraz da Klytaimestra’nın karşısına bir erdem simgesi olarak koyduğu kadın ise akıllı ve sabırlı Penelopia’dır.

Homeros’un kadınları için zaman olaylarla beraber akarken, güzelliklerini kaybettirecek bir yaşlılık emaresiyle hiç karşılaşmazlar. Kimsenin yaşlanmadığı ve yaşlılıktan ölmediği savaş boyunca “zaman”, sanki arabaya koşulacağı anı bekleyen uslu bir at gibi ahırda durur.

Destan boyunca varlığından ve yaptıklarından haberdar olduğumuz tek çocuk; annesinin taliplerine nefretle bakan Telemakhos’dur. Vidal’e göre Homeros’un bilerek çarpıttığı zaman algısı bir tek kurnaz Odysesus’un eve dönüş sahnesinde gerçekle örtüşür ve Penelopia sabrının karşılığını alsın diye sevişme geceleri tanrıça Athene tarafından uzatılır.

Vidali’n gözünden Troya Savaşını ve kahramanlarını yeniden kurgulamak, Homeros’un büyülü anlatısını bu kez daha başka bir gözle okuma fırsatı sunuyor. Mitojiyi seven ve ona ait hikayelerin gaddar bir realist tarafından didiklenip, bozulmasından hoşlanmayan benim gibi romantiklerin bile kızamayacağı kadar iyi bir tarihçi ve anlatıcı olan Vidal’in “Homeros’un Dünyası” adlı kitabı Troya Savaşı ile ilgili şifreleri açıklayan eğlenceli ve önemli bir kitap. Antikçağ uzmanı olmasına rağmen İşkence, Holokost, Sömürgecilik gibi konularda yakın tarih çalışmaları da yapan Vidal, 2006 yılında hayata gözlerini kapadığında arkasında onlarca önemli kitap ve iyi insanlara has güzel bir ışık bıraktı.

Vidal’in bu dünyadan geçerken bıraktığı izleri takip etmek ve Troya Savaşı’na tekrar bakmak isterseniz, “Homeros’un Dünyası” güzel bir başlangıç olacaktır.

Pierre Vidal Naquet, “Homeros’un Dünyası”, Çeviren; Devrim Çetinkasap, Türkiye İş Bankası Yayınları.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s