WANG HATUNUN ÖLÜMÜ

IMG_2029

Tarih, bize çoğu zaman güçlü bir ışık altında yıkanmışların hikayesini anlatır. Parlak, muktedir, güçlü ve kazanandırlar… Kaybedenlerin cılız siluetleri ve bir mırıltıyı andıran sesleri yoğun bir pusun altında kaybolup gitmiştir sanki. Çoğu zaman sadece birer rakamdırlar. Adları, hayalleri ve mezarları kayıptır. Önüne kattığı her şeyi çamur ve pas yığınına döndüren ve içine aldığı her hayatı şehvetli bir iştahla tüketen tarih onları yazmaz. Belki camdaki buğu gibi incecik bir iz, hepsi o kadar.

Wang Hatun, o incecik soluk izlerden sadece biri. XVII.yy ‘da Çin’in Tan-Çeng bölgesinde yaşamış. Kışların çok sert geçtiği, kıtlığın dayanılmaz boyutlara ulaştığı küçük bir bölgede yaşayan yoksul ve belki de taa en baştan kaybetmeye mahkum binlerce kadından biri.

Jonathan D. Spence, Yale Üniversitesinde tarih profesörü, Tang Çeng yerel tarihinin içinden çekip çıkarmış Wang Hatunun hikayesini. 1668 ile 1772 yılları arasında tarihlenen hikayeler, tüm bir Çin tarihi içinde adları bile anılmayan dört “küçük” kriz etrafında örülmüş. Ağır toprak vergileri, dul bir kadının çocuk büyütme ve hakkı olan mirası elde etme gayreti, şiddetle örülmüş hayatlar ve kocasını terk edip giden bir kadın. İşte bu tarih için küçük ancak bir insan hayatı için son derece sarsıcı olan dört tema etrafında belirlenmiş kitap.

Tarihçi Jonathan D. Spence’in, Tan- Çeng yerel tarihinin biyografik bölümlerinden aldığı kayıtlar, bu hikayelerin tarih içindeki yerini bir daha kaybolmayacak kadar sağlamlaştırmış

XVII. yy’da Tang- Çeng ’de “onurlu ve erdemli kadınlar”ın biyografilerinin yayınlanması, kadından beklenen ve istenen özelliklerin yüzyıllar boyu neredeyse hiç değişmemiş olması açısından da oldukça ilginç. Teşvik edilen erdemler; iffet, cesaret, azim ve kadının mevcut hiyerarşiyi sorgulamaksızın kabul etmesi. Bu biyografileri yayınlanan 15 erdemli kadının 13’nün ölen kocasının ardından intihar etmiş olması, kadına baskının şiddetini göstermesi açısından son derece hüzünlü bir tablo sunuyor.

“ Ölmüş olmasına rağmen Wang Hatun, hâlâ mesele oluyordu, muhtemelen hayattayken hiç olmadığı kadar büyük bir mesele. Zira hayattayken kimseyi incitecek güce sahip değildi; sadece sözleri ve davranışları aracılığıyla kayınpederi ile kocasını, bir de belki birlikte kaçtığı adamı incitebilirdi o kadar. Fakat ölü ve hınçlı haliyle hem güçlü hem de tehlikeliydi: yatıştırılması ve kovulması imkansız aç bir hayalet gibi köyde dolanabilirdi.

Ölümünün, hayatta olduğundan daha çok mesele olduğu kadınlarla dolu olan Türkiye’de de her gün üçüncü sayfadan okuyoruz bu kadınların hikayelerini. Çoğunlukla en yakınları tarafından öldürülüp, hayata ve sevgiye aç hayaletler gibi aramızda geziniyorlar.

Wang Hatun o kadınlardan bir tanesi; bir kalbi, hayalleri, cesareti ve mavi paltosu vardı. Tekrar kaybolmasına izin vermeyin, okuyun onu seveceksiniz…Kimbilir belki sadece mavi bir paltosunun olması bile yeterli olur sizin tarafınızdan sevilmesi için.

Wang Hatunun Ölümü, Jonathan D. Spence, çev,.Özde Duygu Gürkan, Metis Yayınları


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s