ANASTASİA

IMG_2094

Prenses Anastasia, son Rus Çarı Nikolay Romanov’un beş çocuğundan hakkında en çok konuşulanı. O trajik katliamdan kurtulmuş ve hayatının geri kalanını gözlerden uzak, sakin bir yerlerde geçirmiş olmasını istediğimiz, bir türlü öbür dünyaya bırakamadığımız dünyevi prenses. İsminin anlamı olan “yeniden dirilen”’e yakışan bir öykü hediye etmek istiyoruz ona. Bir türlü o küf kokulu bodrum katında, çığlık, haykırış ve kanlar içinde ölmesine gönlümüz razı olmuyor.

Belki gerçekten ölmemiş, elbisesinin içine diktiği mücevherlerden seken kurşunlar ölümcül bir yara almasını engellemiş, birileri tarafından kurtarılmış ve hayata tutunmuştur. Belki….

Romanovların aile fotoğraflarından çıkıp, burnumun direğini sızlatan bir koku var. Tam olarak adlandıramadığım ıtırlı, baygın, baharın kokusuna benzer bir koku, resimlere uzun süre baktığınızda boğazınızı yakıyor. Muhtemelen çocukların güzelliğinden, ifadelerindeki masumluktan yayılan ve sonunda sizi savunmasız bırakan bir koku. Öyle güzeller ki, bir simetri ve gerçeklik kaybı yaşatıyorlar, üzerlerine büyük kalın bir örtü sarıp, geçmişten ve gelecekten saklamak istiyorsunuz onları.

Oysa olayın yaşandığı 1918 yılında bir devrim gerçekleşiyor ve bütün bir ulus kayan onlarca tonluk toprağın altında can çekişiyordu. Daha acı hikayeler, daha başka çocuklar dev bir ağzın içinde çiğnenmeyi bekleyen binlerce hayat vardı. Ölülerle dolu bir kuyudan hiç ummadığımız bir anda can çekişen küçük bir hayvanı  kurtarır gibi, ısrarla bu hikayeyi kitaplar, filmler, belgesellerle tekrar tekrar kurgulayışımızın altında yatan neden, mucizelere duyduğumuz  ihtiyaç. Soyumuzun devamı için hala doğurabilmek, büyütebilmek, emzirebilmek için mucizelere ihtiyacımız var. Bize dünyanın sandığımız kadar da kötü bir yer olmadığına dair hikayeler lazım.

Bu hikayelerden biri, insanlık maceramızın hikayeleri içinde bir inci tanesi gibi küçük ancak ümitkâr olanı Anastasia’nın hikayesi. Ben, Romanovlar ve Anastasia ile ilgili kitap ve filmleri sonlarına bakarak okuyor ve izliyorum. Eğer sonunda Anastasia kurtulmuyor ve DNA testi falan gibi bir sürü gereksiz şeylerle bulunan cesetlerden biri Prenses’e ait çıkıyorsa o kitap ya da filmi izlemiyorum . Çünkü bu hikayedeki gerçek, eğer Anastasia kurtulduysa benim için önemli. Tersi durumundaysa kurtulmuş olduğu hayalini gerçeğe tercih ederim.

Bu hayale hizmet eden okuduğum son kitap Glenn Meade’nin yazdığı “Romanov Komplosu”ydu. Edebi ve kurgusal anlamda hiçbir tat vermese de sonundaki vaat hoşuma gitti.

Romanovlar ve Anastasia ile ilgili son dönemde okuduklarım içinde en beğendiğim ise geçen kış okuduğum “Romanovlar’ın Son Evi”‘ydi. Kitap dönemin olaylarını ve katliamı bir aşk hikayesini fon alarak anlatmış ve beni üç gün boyunca uykusuz bırakarak kendine bağlamayı bilmişti.

“Romanov Komplosu”, Glenn Meade, Çeviri: Ali Cevat Akkoyunlu, Kırmızı Kedi Yayınevi.

“Romanov’ların Son Evi, John Boyne, Çeviri: Özlem Yüksel, Doğan Kitap.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s