BEATRİCE VE DANTE

IMG_3031

Dante Alighieri 1265 yılının haziran ayında Floransa’da orta halli bir ailenin oğlu olarak doğar. Asıl adı Durante olmasına rağmen Dante adını benimser. Ona göre “Dante” adında “Durante”’de olmayan lirik bir soyluluk vardır. Gene kendi ifadesine göre İkizler Burcu altında doğmuş, o güneşle ısınmıştır. Henüz 12 yaşındayken annesinin vasıtısıyla Gemma Donatti adında bir kızla aile arasında evlilik sözü kesilir. Dante, annesinin Gemma’ya verdiği bu sözü sekiz sene sonra gerçekleştirmesine rağmen bütün ömrü boyunca kalben bağlı olacağı tek kadın Beatrice Portinari olur.

Durante ya da kendine koyduğu isimle Dante, Beatrice’yi ilk kez komşu evlerden birinde gerçekleştirilen bir partide görür ve görür görmez de aşık olur. Bu ilk karşılaşmalarında Dante 9 Beatrice ise 8 yaşındadır. İkinci karşılaşmalarında ise Dante 19 Beatrice ise 18 yaşındadır. Aradaki on yıl boyunca hiç görüşmedikleri gibi daha sonra da hiç karşılaşmayacaklardır. Ancak tesadüfün bu cimriliği Dante’ nin Beatrice’ye olan aşkını azaltmaz. İki küçük karşılaşmanın verdiği esin sadece Beatrice için yaşamasına ve yazmasına yetecektir.

Ahirete yapılan bir yolculuğu anlattığı dünyanın en güzel nehir şiirlerinden biri olan İlahi Komedya’nın ilham kaynağı da Beatrice Portinari’dir. Oysa Dante 14233 dizelik İlahi Komedya’ya başladığında Beatrice artık gencecik bir ölüdür. Sadece yirmi dört yıl süren hayatında Dante’ye hiç aşık olmadığı gibi Dante’nin ona olan aşkından da bihaberdir. Muhtemelen yakışıklılığına ve kahramanlık hikayelerine vurulduğu Simone Burdi adında bir şövalye ile yirmi iki yaşında evlenmiş ve iki yıl sonra da gebelik zehirlenmesinden ölmüştür.

Dante’nin Beatrice olan aşkında bütün aşklarda olduğu gibi gerçeklikten kopuk, adeta stilize edilmiş bir hayalperestlik vardır. Beatrice bütün kadınların en kutsalı, en lekesizi, en cesuru, en güzeli ve en iyisidir. Öyle ki İlahi Komedya’daki bütün kutsiyet adeta onun küçük omuzlarına yüklenmiştir. Dante’nin büyük ozan Vergilius’un önderliğinde yaptığı gezide cennet’teki eşlikçi bile Beatrice’dir. Dante’ye göre Pagan olduğu için cennete alınmayan Vergilius’un yerine lekesiz ve masum Beatrice kolaylıkla cennetteki mihmandarı olabilecektir.

İlahi Komedya’nın bütün muhteşemliğine rağmen Dante’nin Beatrice’yi konumlandırışında beni rahatsız eden bir şeyler vardır. Bütün bu kutsal bakire Meryem’e atfedilmiş sıfatlar evlenmek için bir şövalyeyi tercih etmiş bir kadın için çok fazladır. Eminim Beatrice de eğer bu kadar genç ölmeseydi tüm kadınlar kadar fettan, günahkar, kötü ve lekeli olmayı tercih ederdi.

Aşağıdaki mektup işte bu sebeplerle lekesiz olan hayali sevgilinin değil korkan, üzülen ve aşık olan gerçek Beatrice’nin ağzından yazılmıştır.

MEKTUP

İsmim Beatrice, 24 yaşındayım ve sizin sandığınız kadın değilim. Benim için bildiğim iki kitap yazıldı; şiirleri ve novellaları saymıyorum bile. Bütün o kuyrukları kıvrılarak birbirine yaslanmış harfler, dizeler, kantolar, hepsi Durante’nin hayalleri, içinde benden çok az şey var. Önce belki doğru olanlardan başlamak lazım; evet, 8 yaşımı bitirip dokuzuma bastığım yıl bir bahar davetinde tanıştık. Evet, üzerimde kırmızı bir elbise vardı ve evet son karşılaşmamız 18 yaşına bastığım yıl oldu. Hepsi bu kadar. İnanın bunun dışındakiler Durante’nin saplantılı hayalgücü. İlk karşılaştığımız günün hikayesi sonradan o kadar çok anlatıldı ki, benim için hiç önemli olmayan bir anı tekrar tekrar yaşamaya mecbur bırakıldım. Takdir edersiniz ki bu son derece sinir bozucu bir durum. Daveti tabii hatırlıyorum, taze, sulu bir meyve gibi ışıl ışıl bir gündü. Davete annem, babam ve iki ablamla beraber gittim ve ilk gördüğüm şey beyaz ipek kurdelelerle bağlanmış mor leylak demetleriyle dolu salon oldu. Ben o günü leylak kokusuyla hatırlarım. Güneşli, aydınlık, neşe dolu ve leylak kokulu bir gün; ama hepsi bu kadar.

Durante’nin yanıma geldiğini, elbisem ile ilgili birşeyler söylediğini ve ilgimi çekmek için yanındakilerle yüksek sesle konuşarak kendisinden bahsettiğini hatırlıyorum elbette. Beni görür görmez benden hoşlandığını anladım ve yanından hemen uzaklaştım. İltifatı bir tavlama yöntemi sanan ve sürekli kendinden bahseden erkeklerden hiç hoşlanmam. Üstelik iltifatı bana değil elbiseme yapmıştı ve doğal olarak iltifatın sahibi elbiseyi doğum günüm için Venedikten alan babamdı. Sürekli ne kadar soylu bir aileden geldiğini, soylarının taaa Roma’ya falan dayandığını anlatan karga burunlu ve geveze bir çocuk aşık olunacak biri değildir şüphesiz. O günden sonra da bir daha 18 yaşıma kadar hiç görmedim. Yalnız bir iki sene kadar ablamlar onun abartılı tavırlarını taklit ederek “elbisenizin rengi ne kadar güzel, tıpkı sizin gibi” diyerek benimle dalga geçtiler. Sonra da unuttum gitti. Hoşlandığım erkekler, beni beğensin istediğim erkekler, flört etmek, baştan çıkarmak istediğim erkekler ve aşık olduğum erkekler oldu. Ama içlerinde Durante yoktu. En sinirimi bozan şey de beni bir iffet kumkuması olarak göstermesi ve bu sevdiğine kavuşamamış, erdemli ama talihsiz kadın hayaletinin peşimi hiç bırakmaması.

Durante’de o zaman da şimdi de sinirimi bozan şeyin ne olduğunu söyleyim size. Kendini ve kendine yakın olduğunu düşündüğü kişileri hiç olmadıkları bir uhraviyet zırhıyla kuşatması ve buna inanması. İsminden başlayalım mesela adı Dante falan değil; Durante. Dante sonradan kendi için seçtiği melodik ve ilahi göndermelerle dolu bir isim. Roma’ya dayanan soya gelince… buna gülerim işte çünkü babasını sorun kendisine isterseniz. Her neyse benim derdim zaten soyuyla değil daha çok bana yüklediği sıfatlarla ilgili. Saydım tam 67 kez ismim geçiyor La Divina Commedia’da.  İlki Araf’ın 30. Kantosunun 73. Dizesinde:  “ İyi bak! Beatrice’nin kendisi taa karşında” böyle çıkıyorum sahneye sonra ne zaman  ustam dediği Vergilius ortadan kaybolsa “ Vergilius gitti diye ağlama Dante”  bak! birazdan Beatrice çıkacak sahneye… İnanın bana  Commedia’nın sonuna kadar Vergilius’un kendinden sıkıldığı yerde topu bana atıyor. Cennet’e girerken bile Vergilius kapıya kadar elinden tutup getiriyor ve 30. Kantodan itibaren bu melankolik hayalperesti bana teslim ediyor. El insaf!.

Ailem Floransa’nın en köklü ailelerindendi ve hem annem hem babam şükürler olsun ki eğitime önem veren insanlardı. İki ablamla bereaber astronomi, latince, edebiyat ve matematik dersleri aldık. Özel olarak teoloji ve felsefe de ilgi alanımdı. Hatta, Bede Venerabilis’in Ecclesiastica’sını okumuştum. İntihal diyeceğim yaaa…neyse.. Aslında biraz kızgınlıktan bu söylediklerim. Hani ortaya çıkıyorum ya cennete zafer arabasına kurulmuş bir halde, işte güya arabam evrensel kiliseyi temsil ediyor ben de yüce Tanrının erdemleriyle donatılmışım falan. İşte enn sinirime gider yer de burası. Tanrısal erdemle donatılmak ve adeta Meryem’le bir tutulmak. Size söyleyeyim kocam Simone’yi çok sevdim ve onu ben baştan çıkardım, hatta beni kınamanız riskini göze alarak söyleyeyim evlendiğimizde üç aylık hamileydim. Ama o çocuğu ne yazık ki düşürdüm.

Beni benzettiği bir diğer kadın da yunan mitolojisindeki Persophone. İşte buna kızmıyor sadece gülüyorum çünkü Persephone kaç tane nar tanesi yuttu bir düşünün.. İsteseydi dilinin altına saklayabilirdi değil mi? Hayır ben Persephone’de değilim o Hades’e aşık oldu ben Durante’ye hiç bir zaman aşık olmadım. Vita Nova’ da karşılaşmalarımızı anlattığı yerler dışında doğru olan tek yer “ Arap takvimine göre ayın dokuzuncu gününün ilk saatlerinde aramızdan ayrıldı, Suriye takvimine göre yılın dokuzuncu ayı” kısmı. Ölüm nedenim ise gebelik zehirlenmesi. İkinci oğlumun karnımda öldüğünün farkına varmamışız.

Neyse ben Durante’nin benimle ilgili kurduğu hayallerden sorumlu değilim. Ne azizeyim ne de sevdiğine kavuşamamış aşık.  Borges’in, Durante ve benimle ilgili yazdıklarını okuyun. Borges’i okuyunca hah dedim nihayet biri benim gerçek yüzümü görmüş.

Hem size bir şey söyleyeyim mi Durante’nin pek övündüğü “Haziran ayı doğumlu bir ikizler burcu“ olmak mevzusu işin en komik kısmı. Ben Koç burcuyum, romantizimden, abartılı aşk gösterilerinden, melankolik tavırlardan hiç hoşlanmam o yüzden de İkizler Burcu erkeklerinin teatral aşk gösterilerini seyretmeye hiç dayanamam. Son söyleyeceğim, ismim kullanılarak ortada karşılıklı bir aşk varmış gibi saçma bir ihsasın edebi başarı malzemesi yapılmasını çok sıkıcı bulduğumdur.

İsmim Beatrice Portinari, Floransalıyım, 1290 yılında henüz 24 yaşında gebelik zehirlenmesinden öldüm. Ve inanın sandığınız kadın değildim

Bu yazı aşağıda künyesi verilen kitapların esiniyle yazılmıştır.  Beatrice konuşsaydı kendini nasıl anlatırdı fikrinden yola çıkılmıştır. Beatrice ve Dante ilişkisi  hakkındaki biyografik öğelerin kaynağı Borges’tir. 

Dante Alighıeri,” İlahi Komedya”, Çeviren; Rekin Teksoy, Oğlak Yayınları.

Dante Alighıeri, “Yeni Hayat”, Çeviren; Işıl Saatçıoğlu, Y.K.Y.

Jorge Luis Borges, “Dantevari Denemeler”, Çeviren; Peral Bayaz Charum, İletişim Yayınları


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s