BİZANS’IN GİZLİ TARİHİ

IMG_0984

Bu hafta entrikaların en hasının, en çetrefillisinin yaşandığı Bizans saraylarındaydım. Elimde “Bizans’ın Gizli Tarihi”,  mor odadaki kalın perdelerin arasına saklanıp nefes bile almadan Thedora ile Justinianus’u izledim.  Kitabın en başından beri içimi sinsi bir kurt gibi kemiren his, rehberim Prokiopius’un Thedora’ya olan nefretiydi. En başta, her şeyi apaçık ortaya koyacağından ve sarayı habis bir koza gibi saran casus gözlerden mümkün olduğu kadar saklanarak, sadece gerçekleri yazacağından söz etse de yazdığı tarihin sırf imparatoriçeye duyduğu nefret yüzünden objektifliğini kaybettiği hissinden bütün bir kitap boyunca kendimi kurtaramadım. Gene de resmi tarihin sıkı geminden kurtulup Bizans’a sadece insani zaafların büyüteciyle bakabilmek büyüleyici bir deneyimdi.

Prokopius, Bizans’ın VI.yüzyıldaki resmi tarihçisi ve en önemli aydınlarından biri. “Bizans’ın Gizli Tarihi”nin önemi Prokopius gibi resmi bir tarihçinin saray skandallarını anlatırken kullandığı cüretkar, cesur  ve kin dolu dilden kaynaklanıyor. Yazıldığı dönemde sarayda cirit atan casuslardan köşe bucak saklanan eser, varlığı bilinmesine rağmen ancak 1600’lü yıllarda Vatikan kütüphanesi’nde tesadüfen bulunarak basılabiliyor.

Prokopius’un Thedora ile ilgili takıntısı “Bizans’ın Gizli Tarihi’”nde bütün satırlara sinmiş. Kitap boyunca İmparator Justinianus’u bile zalimliği ve aldığı rüşvetlerden çok  Thedora ile yaptığı evlilik için yerden yere vuruyor. Öyle ki  Justinianus’u “ isteseydi en sert göğüslü, en güzel en el değmemiş kızı alabiilirdi, ama hayır! Tam tersine her çeşit korkunç pisliğe iki defa bulaşmış, isteğiyle çocuk düşürmekten tekrar tekrar suçlu bir kadını kendine ortak yapmış, insanlığın ortak zehri olan bu kadına sahip olmuştu” diye nefretle küçümsüyor.

Justinianus, resmi tarihin gri yüzünde eski Roma kanunlarını 12 cilt halinde yeniden toplatan, Theodosius döneminde yıkılan Ayasofya’yı beş yıl gibi kısa bir süre içinde tekrar inşa ettiren ve bütün kenti yeniden imar eden imparator olarak yazılıdır ancak Prokopius onu “ Doğuştan birbirlerinden ayrılmaz biçimde, ahmaklıkla, hilekarlığın olağanüstü karışımı” olarak tanıtır. İkiyüzlülüğünden, devlet malını acımasızca yağmalamasından, işlediği cinayetlerden bahsederken aslında bizi adım adım gerçek hedefine Thedora’ya götürür. Ona göre Justinianus yaptığı evlikle gerçek kişiliğini, ruhundaki basitlik ve iğrençliği ortaya koymuş, senato üyelerini bile bu utanmaz kadına “hanımefendi” demek zorunda bırakmıştır.

Peki ama Prokopious’un böylesine nefret ettiği Theodora kimdi? Çeşitli kaynaklarda bir donanma subayının kızı olduğu babasını küçük yaşta kaybettiği, iki kız kardeşiyle beraber, annesinin hipodromda görevli bir adamla ikinci evliliğni yapmasıyla, zorunlu olarak sirklerde gösterilere çıktığı yazar. Bizans’ta VI yüzyılda Hipodrom’un bütün bir şehrin eğlence ve deşarj ihtiyaçlarını karşılayan en önemli eğlence  merkezi olduğunu düşünürsek. 10 ila 13  yaşları arasında babalarını kaybetmiş ve üvey babanın getirdiği ekmeğe muhtaç üç kız çocuğunun nasıl bir hayat içinde debelendiklerini hayal edebiliriz.

Prokopius ise Thedora’nın geçmişinden, çocukluk ve gençlik çağlarından bahsederken bile ahlak bekçiliğini elden bırakmaz, hani neredeyse ondan sanki fahişe olmak için doğmuş gibi akıllara zarar bir yakıştırmayla “ ordu kalıntısı “ diye bahseder ve onun imparatorun kalbine girmeden önce ahlaken tükenmiş olduğuna kanıt olarak da sadece mahrem yerlerinin örtülü olarak yaptığı erotik dansı, göbeğinden kazlara arpa taneleri yedirdiği kışkırtıcı bir oyunla bitirdiğini anlatarak ispatlamaya çalışır; Ne kocasının uzun süren hastalığı boyunca gösterdiği sabırdaki metanetten, ne tek başına ayaklanmaları bastırışındaki cesaretten ne de hayat kadınları için manastır açarken gösterdiği şefkatten bahseder. Bütün bu karalama tarihini ince ince dokurken kitabın ilerleyen yerlerinde imparatoriçenin uzun süren banyolarını bile dindirilemez şehvetine bağlar. İşte tam da burada benim için Prokopious cesur bir tarihçiden, tehlikeli bir dedikoducuya dönüşür.

Buradan sonra ne Justinianus’un bozuk tahılları İmparatorluğun doğusundaki ikinci sınıf kabul ettiği halka utanmadan gönderebilmesi, ne devlet hazinesinde çevirdiği karanlık işler, ne de aldığı rüşvetler kötü bir imparator portresi çizmesine yeter.  Prokopius’un Thedora’ya duyduğu nefret ve ona layık gördüğü sıfatlar ne yazık ki belki gerçekten büyük bir zalim olan Justinaus’un yaptıklarına da temkinle yaklaşmamızı sağlar ve okuyucusunda uyandırdığı bu şüphe tarihçiliğine gölge düşürür

Prokopious tarihini satırlara sinen bütün nefretine rağmen su gibi akan bir dille ve kendininkiler dahil tüm zaafları da neredeyse büyük bir müstehcenlik ve abartıyla faş ederek yazmış. Kitabı okuduğunuz süre boyunca kendinizi Bizans sarayında kaçak yaşayan ve iftiralardan yüzü kızaran bir hayalet gibi hissediyor ve gücünü göstermekten korkmayan kadınları her zaman ahlak bekçisi bir zebaninin beklediğine tanık oluyorsunuz.

Oysa yüzyıllar sonra adı Eduardo Galeano olan bir adam “ordu kalıntısı” denerek küçümsenen Theodora’ya ahlakçıların araladığı ve bilerek kapatmadıkları kapıdan bakarken bambaşka bir şey görecek ve diyecek ki;

“Hıristiyan Bizans İmparatorluğu, Thedora sayesinde kürtaj hakkının olduğu, zinanın ölümle cezalandırılmadığı, kadınların miras hakkı olduğu, ve soylu Hıristiyanların alt sınıflardan ve başka dinlerden gelen kadınlarla da evlenebildiği bir yer oldu.”

Ben Prokopius’un kulağıma fısıldadığı dedikodular ve şahit olduğum entrikalarla sarayda şaşkın ve hayretler içinde dolaşırken size Thedora ile ilgili onun izni olmadan verebileceğim tek sır kullandığı zambak özlü parfümünün ağır kokusu olacaktır. Şahit olduklarım arasında casusların, sarayın labirente benzer koridorlarında zambağın baygın aromasını takip ederek gizlendikleri de var.

Baharı.. ve belki yazı, Bizans sarayında geçirmek isterseniz dedikodusuna rağmen yanınıza Prokopius’u alın ama onu dinlerken bir tarihçinin de öfkesinin esiri olabileceğini sakın unutmayın.

Prokopius, Bizans’ın Gizli Tarihi, Çev; Orhan Duru, Ada Yayınları.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s