ÇİPTESTİPYA

IMG_2078

İlkokul birde, yağmurlu, puslu bir öğleden sonra Türkçe dersindeyiz. Sınıfın önden ikinci sırasındayım. Adım o zaman  “mum bacaklı miki”. Sınıfın en sıska ve yaşça en küçüğüyüm. Kardeşi doğunca evden derdest edilip okula postalanan kaygılı ve hüzünlü çocuklardanım. Okumayı sökmüş, yazmayı bir türlü becerememişim, o yüzden sınıfta çekingen ve tedirginim. Nasıl oluyor, konu nasıl gelişiyorsa öğretmen birden yağmurla ilgili bir şey soruyor, bir deyim. “Dışarı bakın ve yağmurun nasıl yağdığını söyleyin!.” Arka sıradan başlıyor. “şakır, şakır”, “şakır, şıkur”, “ üşüten”, “ ıslatan” hemen herkes benzer şeyleri tekrar tekrar söylüyor ama ne yazık ki doğru cevap  hiçbiri değil.

Böyle şeylerde çok tedirgin oluyorum çünkü bazan kulak çekiyor, bazan da köşede bekletiyor ve her “şakır, şakır”dan sonra öfkesi artıyor. Sınıfta 36 kişiyiz. Sondan üçüncüyüm. Bana gelene kadar sesi gittikçe çatallanıyor, yüzü öfkeden kırmızıya dönüyor. Aklıma hiç birşey gelmiyor… Sonunda sıra bende. Birden aydınlanmış gibi “çiseliyor” diyorum. İşte “O” andan itibaren sınıfın 10- 15 günlük starı oluyorum ve sınıftaki sürpriz dolabından istediğimi alma hakkı kazanıyorum. İçinde kitaplar, defterler, küçük kutu kuruboya kalemler, kokulu silgiler falan var. En popüleri de kokulu silgiler. İşte oradan, o gri çelik dolaptan hayatımın ennn güzel hediyelerinden birini alıyorum. Parlak kağıda basılmış resimli bir mitoloji kitabı bu. O zaman bunun bir mitoloji kitabı olduğunu bilmiyorum tabii. Ama öyle güzel resimler ve hikayeler var ki içinde…. Kanatlı atlar, sihirli nehirler, kader dokuyan melekler, insan başlı kuşlar, bir dağın tepesini saray yapmış tanrılar… Resimlerin bazıları yaldızla, bazıları toz boyanın uçucu renkleriyle boyanmış. Parmaklarımla hepsini tek tek okşuyorum sonra uçlarına yaldız tozları yapışmış mı diye bakıyorum ve bambaşka bir dünyaya adım atıyorum. Artık daha çok orada olacağım.

İşte nasıl olduysa kaybettiğim güzelim kitabın bir benzerini çook uzun seneler sonra yine öyle yağmurun çiselediği bir günde yeniden buluyorum. Benim kitabımdan daha büyük, daha kalın ama içindeki resimlerin ruhu, sayfaların tasarlanış biçimi, yaldızları neredeyse aynı. Aslında daha da tuhaf olan, geçen onca zamana rağmen ben aynıyım. Merkür’ün ayaklarındaki kanatların sarı yaldızlarına dokunuyor ve parmak uçlarıma bakıyorum. Odysseus’un gemisine binip yıldızları seyrediyor ve Athena’ın mavi şifon kurdelesi kirlenmesin diye ucunu hafifçe yukarıya kaldırıyorum.

Ve sonra yeni aldığım kitaplarda hep yaptığım gibi sayfaların arasından bir fal açıyorum. Falımda Baba- Yaga’nın hikayesi çıkıyor. Baba –Yaga ormanın en kuytu ve karanlık yerinde siyah kedisiyle beraber oturan, korkunç sesler çıkararak uçan ve küçük çocukları hiç sevmeyen bir cadıdır. Bir gün Vassilisa adındaki küçük kızı, üvey annesi sanki dünyada iğne, iplik istenecek başka kimse kalmamış gibi Baba-Yaga’ya gönderir. Baba-Yaga’nın kötü niyetini ve kötü kalbini anlayan Vassilisa bu tekinsiz evden kaçıp kurtulmayı ister ve yardımına Baba- Yaga’nın siyah kedisi Çiptestipya koşar. Çiptestipya, Vassilisa’ya sihirli bir havlu ve fırça verir. Küçük kız nefes nefese  kaçarken arkasına attığı havlu bir deniz, fırça da ormana dönüşür ve Baba- Yaga asla Vassilisa’ya yetişemez.

Bu öyküdeki en büyük pay, cesur, akıllı ve iyi kalpli bir kedi olan Çiptestipya’ nındır. Çiptestipya’ nın anlamı ise “ayışığında parlayan siyah inci tanesi” demektir. Ve bu isim dünyada tek ve biricik Çiptestipya ismi olup, bir tane daha “ayışığında parlayan siyah inci tanesi“ olmadığı için Çiptestipya ismi de yoktur.

Eğer başınız sıkışırsa, bir düşmandan ya da hayattan kaçmak isterseniz gözünüzü kapatıp üç kere içinizden “Çiptestipya” diyin. Kötülükle aranıza sık bir orman ve geniş derin bir deniz girecektir.

Şimdi…! bu hikayedeki Çiptestipya’ya inanmayanlar ve onun uydurma olduğunu söyleyenler; Siz müşkülpesent ve karamsarsınız.

Çiptestipya’ya inanıp bana inanmayanlar; Siz hem realist hem materyalistsiniz.

Hem bana hem Çiptestipya’ya inananlar;  Sizler Hayalperest ve romantiksiniz, belki de dünyayı siz kurtaracaksınız ama hemen her zaman bir havlu ve fırça arayacaksınız.

Çiptestipya ile beraber iyi okumalar dileriz.

Ormanınız yeşil, deniziniz uçsuz bucaksız olsun.

Efsaneler ve Mitler Kitabı, Avrupa, Asya, Amerika, Afrika ve Okyanusya’dan yüzlerce kahraman, efsane, öykü derlemesinin yer aldığı bir mitoloji puzzlelı. İçinde terkedilmiş çocuklar, mezarlık ruhları, yüzük efsaneleri, aşk tanrıları gibi onlarca sihirli köşesi ve her sayfasından kucağınıza dökülen parıltılı, büyülü tozları var.

Kökenleri ve Anlamlarıyla Efsaneler ve Mitler, Phılıp Wılkınson, Alfa Yayınları


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s