KUTSANMAMIŞ AZİZELER

IMG_4708

Galeaona’dan öğrendiğim ve öğrendiğimden beri de aklımdan çıkaramadığım bir şey var; Barselona’da Pedralbes manastırının duvarına gotik harflerle yazılmış, güçlükle okunan, silik bir yazı; “ Söyle Juan’a beni unutmasın.”

Ortaçağ Hıristiyan dünyasında kadınlar çok çeşitli gerekçelerle manastıra girmiş. Kimi gidecek daha iyi bir yer bulamadığından, kimi zoraki evlilikten kaçmak için, kimi yoksulluktan, kimi de Juan tarafından hiç unutulmamayı hayal ederek ailesinin zoruyla kapatılmış manastırlara. Bazısı gerçekten alışmış bu yeni hayata, bazısı alışamamış. Son yolculuklarında hayatın neşesinden, sürprizlerinden ve rüyalarından ayrı düşürülmüş kadınlar olarak onları bekleyen cennete uçmuşlar. Belki onların hatırına gerçekten de vardır öyle bir yer.

“Kutsanmamış Azizeler”,  kimi zaman manastırın duvarları arasında kimi zaman uzak bir köyün tezek, koyun ve saman kokan odasında kendileriyle yüzleşmekten korkmayan kadınları anlatıyor. Kitap aslında 2003 yılında çıkmış ama ben ne yazık ki bu güzel kitaptan geçtiğimiz hafta haberdar oldum.  Basit bir iki kırtasiye malzemesi almak için girdiğim bakkaldan bozma bir kitapçıda sepetin içine atılmış birbiriyle alakasız bir sürü ıvır zıvırın içinde önce ismiyle dikkatimi çekti sonra biraz içini karıştırdım ve seveceğimden emin olarak sadece beş liraya aldım. Sadece beş liraya zamanda yolculuk yapmak, üstelik en çok ilgimi çeken ortaçağa gidebilmek ve orada istediğim kadar kalabilmek… gerçekten böyle güzel bir yolculuk için çok ucuz bir bilet.

Kitap “ İlahi Tecessüm” ü arayan ve hiç ummadıkları yerde bulan cesur kadınların ve  o kadınların gördüklerinden korkan adamların acıklı mecarasını bir puzzle gibi iç içe geçen hikayelerle anlatıyor. Manastır, kalın duvarları, buhur kokusu, hayata kapalı kapılarıyla bütün hikayelerin asıl kahramanı. Kitabın her satırına sinmiş gizli şiddetin sahibi hayatta da olduğu gibi erkeklerin tuhaf korkuları.

Kitaptaki erkekler, bir çağlayan gibi inip bel oyuğuna yayılan kadın saçından, ritmini dünyanın nabzına ayarlamış kalçalardan, içi sütle ısınan memelerden ve hatta okşamak için hazır bekleyen ellerden bile korkuyorlar. Özledikleri her şeyden bu kadar çok korktukları için de kadınları, hiçbir gözün görmek istemeyeceği, hiçbir kalbin sevemeyeceği kadar incitip kimsenin ulaşamayacağı kadar uzağa fırlatıyorlar.

Michele Roberts’te bir katolik okulunda rahibe olmak üzere yetiştirilmiş ve “İsa’nın Gelini” olmaktan son anda vaz geçmiş bir kadın. Dilimize çevrilmiş “ Evin Kızları “ diye güzel bir kitabı daha varmış. Ben “ Kutsanmamış Azizeleri” çok sevdim ve hikayeleri ortaçağın dikenleri içinde parçalanmış bu kadınların gerçek birer azize olduklarına inandım.

Roberts’in diğer kitabını da en kısa zamanda okuyacağım ve erkeklerin olmamızı istedikleri şeyden ne kadar uzağa koşmamız gerektiğini bir kez daha uzun uzun düşüneceğim.

Daha hızlı koşmalıyız bu “iffetli kadın”nın sıkıcı hayaletinden mümkün olduğu kadar uzağa gitmeliyiz.

Michele Roberts, “ Kutsanmamış Azizeler”, Çeviren; Özden Arıkan, İmge Kitabevi. 


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s