PEYNİR VE KURTLAR

IMG_9451

Kadim çağlardan bu yana insanoğlu rütbesiz bir dünyada yaşayamıyor. Menocchio’nun yaşadığı 16. Yy’da da tıpkı bugünkü  gibi şan ve şerefle sıvanmış rütbeler vardı. Papalar, Kardinaller, Papazlar, Prensler, Lordlar, Krallar ve diğerleri. Menoccihio tüm bu rütbelerin ve onların sahip oldukları arasında yaşamaya çalışan binlerce sıradan insandan biriydi . Kiliseye ait olan uçsuz bucaksız toprakların avuç içi kadar bölünmüş bir parçasında değirmencilik yapıyordu. Dönemin ulaşılabilen kayıtlarından o büyüklükte bir toprak parçasında çalışmanın karşılığının “1 kile buğday ile iki domuz buduna” ya da buna mukabil bir başka ana besin maddesine karşılık geldiği biliniyor. Bu kazandığı paha biçilmez şeylere ve muhteşem yaşamına ! karşın Menocchio’dan istenen şey fazla düşünüp fazla soru sormadan Tanrının iyi bir kulu ve Engizisyonun sadık destekleyicisi olarak yaşamını sürdürmesiydi.

Ama Menocchio ne uslu bir vatandaş ne Roma Kilisesi’nin sadık bir evladıydı. Durmadan soruyordu, olur olmaz konuşuyordu

– Kardinaller ve papazlar yoksul halkı eziyorlar, ne adına?

-Papa da bizim gibi bir insan değil mi?

-Tanrının ruhu her insanda yok mu?

– Kiliseye giriş törenleri de bir tür ticaret değil mi?

Halbuki iyi bir eğitimi bırakın, eğitim bile görmemişti, toplasan 11 tane kitabı vardı ki ; bunlar oradan buradan topladığı kitaplardı. Sadece bir tanesini Venedik’ten 2 solidi’ye almıştı, geri kalan kitapların hepsi ödünçtü. Menocchio’nun bilgi kaynakları hakkında Engizisyon Mahkemesi’nin tutanakları bu kitaplardan birinin 1547 basımı Kuran-ı Kerim olduğunu söylüyor, belki de Venedik’ten aldığı kitap odur.

Menocchio sadece bu 11 kitaptan ve çevresinde olan biteni kuyumcu gibi tartan vicdanından süzülenlerle Engizisyonu korkuttu. Bu yoksul, doğru dürüst bir eğitimi ve kütüphanesi bile olmayan biri nasıl oluyordu da Papanın ve Kilisenin, Tanrıdan aldığı gücü sorgulayabiliyordu?

“ Hepimiz: Hıristiyanlar, sapkınlar, Türkler,Yahudiler. O hepsini sever ve hepsinin ruhunu da aynı biçimde kurtarır, bir çok çocuğu olan baba gibi hepsini bir tutar, kendisine küfredilmesine bile aldırmaz, çünkü küfretmek insanın yalnızca kendisini incitir…..”

Menoccihio’yu ve onun peynirin içinde yaşayan kurtlardan ilham alarak oluşturduğu kainatın, engizisyon karşısında verdiği çetin sınavı bize Carlo Ginzburg anlatıyor.

İşte Menocchio’yu sonsuza taşıyan kaos tanımı;

“Başlangıçta dünya hiçbir şey değildi, sonra denizin suyuyla dövülüp çırpılıp köpük oldu, sonra kesilip peynire döndü, daha sonra bundan sayısız kurtlar doğdu, bu kurtlar insan oldular , Tanrı da bu kütleden oluştu sonra insanlar ona, en güçlü ve en akıllıya kulluk ettiler”

Katır sidiği ile çamurlaşmış toprağın üzerinde yeniden kurguladığı evren tasavvuru kadar değirmenci oluşu nedeniyle de dışlanan Menocchio en sonunda engizisyonun alev saçan ağzına atılacaktır.

Carlo Ginzburg çalışmalarını  Rönesans üzerinde yoğunlaştırmış bir Tarih Profesörü, sessiz yığınların içinde neredeyse kaybolmuş birinin arkeolojisini anlattığı “ Peynir ve Kurtlar” ise hem dilimizdeki ilk kitabı hem de “ mikro tarih “ çalışmalarının en güzel örneklerinden biri.

Eğer tarihi hele de benim gibi Ortaçağ Dünyası’nı seviyorsanız, Carlo Ginzburg’un  bu kitabının size güzel bir zaman yolculuğu yaptıracağından eminim. Kitap bir roman değil ancak hayal gücümüzü hem iyi bir roman kadar sıkı kavrıyor hem de iyi bir tarih kitabı gibi merak duygumuzun eline doyurulmayı bekleyen bir iştah bırakıyor.

Peynir ve Kurtlar, Carlo Ginzburg, Çeviri: Ayşen Gür, Metis Yayınları.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s