NÖVEL

IMG_0988

Bir yılbaşı ertesi henüz şafak sökerken, sokaklar daha kargaların, kedilerin ve çöp toplayıcılarının mekanıyken, yola düşmüş söylene söylene işe yetişmeye çalışıyordum. Uukusuz ve yorgundum.  Önce gökyüzünün doğusunda yumruğum büyüklüğünde Venüs’le karşılaştım. Bu sürprizin hafifleten  şaşkınlığını henüz atmamıştım ki sokağı döner dönmez karşıma çıktılar.

Sanki sabah pusunun içinden hayata akan mucize gibiydiler. Üçünün kafasında da yaldızları dökülmüş kırmızı yılbaşı şapkaları vardı.  Sabah nemiyle ıslanmış şapkalar çenelerinin altından kirli lastiklerle sıkı sıkıya bağlanmış ve sadece ikisinin çenesinde jilet kesiği gibi kıpkırmızı iz bırakmıştı. İç titreten ayaza karşılık üstlerinde ince, eski püskü kazakları, kenarları patlamış ayakkabıları, bir de sabahın o saati için yadırgatıcı bir neşeleri ve telaşları vardı.

Kırmızı yılbaşı külahlı köpek neredeyse bir motosiklet kadardı.  Ancak iri cüssesinden beklenmeyecek bir hafiflikle boynuna ve gövdesine çepeçevre dolanmış kedi merdivenleri, parıltılı şeytan aldatanlar, parlak yılbaşı süsleriyle sarılı, iki çocuğun yanı sıra gidiyordu. Köpekle bir örnek kırmızı yılbaşı külahı takmış  8-9 yaşlarında iki çocuk ellerinde tam göremediğim bir şeyi açmaya, yırtmaya veya kapamaya çalışıyorlardı.

Ben, çok eski bir masal kitabından fırlamış gibi görünen bu tablo karşısında şaşkın bakakalmışken, birden bomboş sokakta yalnız olmadıklarını fark edip bana döndüler.

Ellerinde küçük kutu sütlerden vardı, onu açmaya çalışıyor, üşümüş elleriyle kalın plastiği yırtamıyorlardı bir türlü.

Konuşmaya başladık. Köpeğin gövdesine dolanmış yılbaşı süslerinden ve  kafasındaki külahtan çok memnun bir hali vardı. Biz konuşurken yüzünü iki koca patisinin arasına koyup uslu uslu ayaklarımızın hemen dibine uzandı. Mutlulukla iç geçirirken iri cüssesi dalgalanıyor ve kafasındaki külahın ucu yerdeki küçük su birinkintisine değdikçe ıslanıyordu.

“Çocukların isimleri Bünyamin ve İbrahim’miş. Kutu sütü açabilirlerse köpeğe içireceklermiş.”

“Hayır kapları yokmuş, kutunun üstündeki kamışla içireceklermiş “

“Hayır içebiliyormuş çünkü daha önce de böyle içirmişler “

“Evet onların köpeğiymiş “

“Hayır yanlarından hiç ayrılmıyormuş “

“Evet ismi varmış; NÖVEL miş. NÖVEL demek parlak, ışıklı hediye gibi şeyler demekmiş”

“Hayır! üşümüyorlarmış ve evet üçü beraber uyuyorlarmış ”

Hayır, unutmadım ve evet, eminim. 2013 yılbaşı sabahında şafak henüz sökerken, kocaman bir Venüs, İki küçük peygamber ve bir tüylü melek benimle birlikteydi.

Hayır! üçüne de bir daha rastlamadım.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s