SYLVİA’NIN SÜT DİŞLERİ

IMG_2302

Sylvia, 1963 senesinin soğuk bir Şubat günü üst katta uyuyan biri 10 aylık diğeri iki yaşında olan çocuklarının başucuna süt ve kurabiye bıraktıktan sonra kafasını fırına sokarak intihar etti. Neredeyse 18 yaşından beri özenle hazırlandığı bu intihar, görkemli bir veda sahnesi olarak zamanın üzerinde büyük, derin bir yarık bıraktı. Üzerinden geçen 53 seneye rağmen ne zaman o derin yarığa baksam içim ürperir. Çoğu zaman görmemeyi tercih ettiğimiz bu derin kırıklar fay hatları gibi ortak zamanın derinliklerine yuvalanırlar ve yeniden uyanacakları anı beklerler. Sylvia gibi süt dişlerini değiştirip sivri ve sağlam köpek dişlerine kavuşamamış olanlar, çoğunlukla böyle görkemli bir vedayla bu derin kırıklara bir yenisini eklerler. Herkesin yapıp onların yapamadığı, herkesin bilip onların bilemediği bir şey vardır ama nedir? Her nedense genetik bir hata yüzünden süt dişleri dökülmemiş, pençeleri çıkmamıştır üstelik umudu ve neşeyi avlayıp inlerine getirecek koku alma duyguları da yoktur. Yazgısal bir kederle doğmuş umutsuzlar ordusudur onlar, birbirlerini şıp diye bulurlar ve nedense her zaman Ted Hughes gibi bir mavi sakala aşık olup sonsuz defa aynı uğursuz kehaneti gerçekleştirirler. Sylvia Plath da bütün zekasına ve bütün üstün yeteneklerine rağmen aynı kehaneti aynı korkunç sonla doğrulamış ve bir Mavisakala aşık olup ondan iki çocuk yaptıktan sonra kendine kafasını fırının içine sokarak ölmek gibi bir son seçmiştir. Daha 19 yaşında “Ölebileceğim düşüncesi kafamda bir çiçek, bir ağaç gibi biçimlendi” diye yazar ve güzelim şiirleri de dahil bütün hayatını bize intiharı üzerinden okutturur. Hayatlarının ölümlerinden önceki kısmına baktığınızda tıpkı Sylvia’da olduğu gibi büyük bir trajedi bulamazsınız. Sıradan hayal kırıklıkları, herkesin yaşayabileceği yoksunluklar ve kayıplarla örülü bir geçmişleri vardır ama nedense onlar çok büyük bir yangından geçmiş, bahçesinde yıllar boyu hiçbir ot bitmeyecek bir ev gibi hatıralarıyla beraber lanetlenmişlerdir.

Bu hafta mızmız bir gribin etkisiyle elimde Sylvia’nın günlükleriyle battaniyenin altına çekildim ve ikmale kalmış bu hayata hem “ Kurtlarla Koşan Kadınlar”’ın hem de gökyüzündeki yazgının merceğinden bakmak istedim. Clarissa P. Estes,  “Kurtlarla Koşan Kadınlar”ı yazarken pek çok hayat ve bir o kadar da tüten ocak görmüş ve insanların uyuduğu her yere melekler için de biraz yem bırakmış. Clarissa, kadınların içindeki sanatçılar yaratabilsin, sevgililer sevsin, şifacılar şifa versin diye içimizdeki bütün vahşi varlıkların toynaklarını bileyecekleri, pençelerini törpüleyebilecekleri  bir kırsal alan inşa etmek istemiş. Kitabı bütün ikmale kalmış, süt dişlerini dökememiş ve kızıp üzüldüğünde ulumaktan korkmuş ruhların okumasını,  ama özellikle Sylvia’nın başını fırının içine sokup gazı açmadan önce, sadece bir saat kendine izin verip bu kitaba bakmasını isterdim.

Clarissa “Bir kadın, hayatını güzel, temiz ve küçük bir pakete tıkıştırılmış gibi yaptığı zaman, aslında sadece bütün hayat enerjisini gölgeye sokarak yay gibi germektedir. Sıradan bir hayat yaşayabilirmiş gibi davranır ancak her zaman ödeyecek bir bedel vardır. Nazik, hatta sinik olabilir ama içten içe kanamaktadır” der ve sanki Sylvia’nın iki çocukla kendini bir esir gibi hapsettiği hayatını anlatır. Sylvia, 8 yaşında kaybettiği ve bütün hayatı boyunca özlediği  babasını ararken Ted Hughes ile tanışır. Ted de Sylvia gibi şairdir,  evlenip iki çocukları olduktan sonra Ted, yazmaya, okumaya ve edebiyat çevrelerinde boy göstermeye devam eder. Sylvia bütün gün evde mama pişirir, yemek yapar, çocukların ateşini ölçer, onları yıkar, uyutur ve  kalan zamanda şiirlerini yazmaya çalışır. Aralarındaki sinsi rekabet artarken Ted, Sylvia’nın üzerindeki sorumlulukları hafifletmeye gayret  göstermediği gibi gider Assia adında bir kadına aşık olur ve Sylvia ile çocuklarını terk ederek Assia ile kendine yeni bir hayat kurar.

Clarissa, Ted gibi erkekleri Mavisakal’a benzetir ve bütün Mavisakalların henüz erginlenmemiş, süt dişlerini dökmemiş, ulumayı öğrenememiş kadınların kalplerini çelmekte mahir olduklarını söyler. Clarissa’nın söylediklerinin aynısını fakat farklı bil dilde gökyüzü de söyler. Üstesinden gelemeyeceğimiz yaraların olduğu yerleri işaretleyen Chiron, Slyvia’nın haritasında çocukluk deneyimlerimizi, ilk eğitimimizi ve yakın çevreyi anlatan 3. evin son derecelerine yerleşmiştir. Bulunduğu 27. derece babayı  anlatan 4. Evi de dikizleyebileceği bir noktadır. Buradan uzun yeleli başını uzatıp tam sekiz yıl önce Sylvia’nın babasının kronik bir rahatsızlığı olacağını ve onu erken yaşlarda terk edeceğini söyler. Babası diabete bağlı bir dizi komplikasyonlar sonucu ölmüştür. Sylvia, çoğu insanın tolere edebileceği bu kaybı bütün ömrü boyunca peşinden sürükler ve daha üniversete öğrencisiyken tanıştığı ve kendi deyimiyle  “ Olağanüstü yakışıklı ve harikulade” bulduğu Ted Hughes’e aşık olur ve onunla evlenir. Oysa Clarissa, Sylvia’nın bu seçimi için  “ Vahşi ruhuyla karşılaşmaktan korkan kadınlar, önlerinde durup ağızlarını sulandıran ilk şeyi seçerler,  bu çoğunukla ruhsal özlemlerinin dışında bir seçimdir ve ruhsal benliği asla doyurmayacaktır” der.

IMG_2296

Sylvia’nın natal haritasında 5. Evde bulunan Pluton’da da bize gür sesiyle aynı şeyi söyler; Yanlış Seçim!.  Astrolojik haritalarda evler gökyüzünün tapınaklarıdır ve her birinin kontrol ettiği alan ayrıdır. 5.evin konuları yaratıcılık, aşk, romantizm, ve çocuklardır. Sylvia’nın haritasında 5. Eve kurulmuş Pluto, bize sahibi olmadığı eve girip kurulan bir Mavisakal’ı işaret eder. Haritanın sahibi önüne gelen en ilk iç açıcı yemekle açlığını bastırmak isteyen Sylvia’dır ve “ Her kadın bir faşiste tapar”  diyerek daha en başından köpek dişlerinden vazgeçerek kurban olmayı seçmiştir. Oysa kurtlarla koşmayı öğrenen kadınlar tıpkı kurtlar gibi hayat verici ve hayat alıcı işaretleri kaydederek kimsenin onların enerjilerini, fikirlerini, hayallerini çalmasına izin vermezler ve aşırı evcilleşmenin ölümü çağıran bir tuzak olduğunu bilirler.

Astrolojide 8. Ev kayıp, çözülme, çöküş ve ölümle ilişkilendirilir. Sylvia’nın 8. Evinde, bilinçaltını, duygusal güvenlik ihtiyacını ve güdülerini gösteren Ay vardır. Ölümün ve çözülmenin evinde bir yetim çocuk gibi duran Ay, bize orada kederli bir kadının olduğunu işaret eder. Sylvia’nın, mutfak fırınına sokacağı güzel başında işte bu kederli Ay’ın halesi vardır. Oysa vahşi kadınlar kendi elleriyle kurduğu hayattan vazgeçmenin kendinden doğanlar da dahil olmak üzere yeraltında akan bütün nehir yataklarını kirlettiğini bilirler. Devasa bir petrol tankeri devrilmiş gibi yapışkan bir enkaz bırakarak çok uzun yıllar boyunca temizlenemeyecek ruhsal atık bırakırlar. Aslında Sylvia, tam kendi zekasına ve labirentlerle dolu ruhuna uygun bir haritanın sahibidir.  Haritası, tek huzursuzluğu altın gününe giderken giyecek şey bulamamak olan bir ev kadının haritası değildir ; O karmik bir yaranın taşıyıcısıdır. Zamanın ve karmanın efendisi Satürn, haritasında gaybın evi olan 12. Eve yerleşmek için çabalamış ama ümitler evi olan 11. evin  son derecelerinde takılıp kalmıştır. Oturduğu yer hem 11. evin hem de gayba karışacağı 12. evin gözetleme kulesidir. Sylvia’nın tüm hayatını sıfırcı bir öğretmen gibi didik didik eder ve bu özel karma ile onu adım adım kaçınılmaz sona taşır. Belki çalışıp çabalasa da, bütün ödevlerini eksiksiz yapsa da sıfırcı gene bildiğini okuyacak ve Sylvia’yı sınıfta bırakacaktır. Ama, Sylvia, şimdi ödevlerini yapmadığı, pençelerden, köpek dişlerinden, onu soğuktan koruyacak tüylerden vazgeçtiği için sınıfta kalacak ve iki küçük çocuğunu annesiz bırakarak kafasını fırına sokarak ölmeyi tercih edecektir. Oysa daha en başından kurtlarla koşmayı öğrenmiş olsaydı, Mavi sakal Ted’e geçireceği köpek dişlerini çoktan bilemiş olacaktı.

Sylvia’nın ölümünün ardından Ted ve sevgilisi Assia hiçbir şey olmamış, sanki o evde ağır sınavlardan geçmiş bir ruh yaşamamış gibi davranırlar ve eve yerleşirler. Koltuklar, sehpa, yatak odası, koridordaki ayna, mutfaktaki tencereler…her şey Sylvia’nındır. Assia, Sylvia’nın eşyaları, çocukları ve kocasıyla o evde tam dört sene oturur ve sonunda o da tıpkı Sylvia gibi aynı şekilde Ted ile ortak kızları olan henüz dört yaşındaki Sura’yı da yanına alıp intihar eder. Mavisakal Ted eve girdiğinde ikisinin de baş uçlarında uyku ilacı karıştırılmış su bardağı bulur. Assia, Sylvia’nın evinde onun eşyalarının ve kocasının yanında aynı sınavdan geçmiş ve o da karmanın zor sınavını verememiştir.

Assia, Clarisa’ya göre evini  büyük yeraltı nehrinin sularını yükselltiği ve bütün ruhsal enkazını boşalttığı halicin üzerine kurmuş, ve ilk taşkında sınıfta kalmış bir hayalet olarak kozmik okyanusa karışmıştır. Sylvia’nın başucuna kurabiye ve süt bıraktığı oğlunu da aynı son bekler. Annesi Sylvia’nın sınavlardan kaçarak intiharı seçen  gölgesi altında yaşayan Nicholas, bu ağır yükü daha fazla taşımaktan yorularak 46 yaşında Alaska’da yalnız yaşadığı evde kendini asarak intihar eder . Annesi gibi o da hayatla savaşmayı bilen vahşi ruhla tanışmamış ve dişlerinin keskinliğini hiç denememiştir.

Kurtlarla koşmayı öğrenmek; hayatta kalmayı, neşeyi ve şifalanmayı öğrenip binlerce yıldır gökyüzünün işaretlerine aynı merakla bakan vahşi kadınla buluşmak demektir. Vahşi kadın içgüdüleri ve sezgileri ile hayatın çamurundan korumayı, düşmanını tanımayı, kemik toplamayı ve köpek dişlerini bilemeyi iyi bilir.

Sınavlara hazırlanan her ruhun ve özellikle bir faşiste tapmaya meyilli kadınların vahşi kadının toynaklarına ve dişlerine bir fırından daha çok ihtiyacı vardır. Gökyüzünün işaretlerine bakmayı ve kederlendiğiniz zaman ulumayı unutmayın.

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes, Çeviren: Hakan Atalay, Ayrıntı.

Günlükler, Sylvia Plath, Çeviren: Merve Sevtap Ilgın, Kırmızı Kedi Yayınevi.

Astroloji, Karma, Dönüşüm, Stephen Arroyo, Çeviren: Gül Çehreli, Barış İlhan Yayınevi.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s