PUL KANAT ROSA

IMG_2629

6 MART 1899 Berlin. 

“ Weggis’teki son günleri hatırla, ben “Adım adım”ı yazıyordum (o küçük başyapıtı her zaman büyük bir gururla anıyorum) , hastaydım, yatakta yazıyordum, sinirliydim ve sen ne anlayışlı, ne sevgi doluydun. Beni yatıştırdın, o yumuşacık sesin hala kulaklarımda, “ Hadi bakim hadi, sakinleş, her şey yoluna girecek.”  Hiçbir zaman unutmayacağım. Ya da hatırlıyor musun, Melide’deki öğleden sonraları, yemekten sonra, balkonda oturur o kapkara kahveyi içerdik, yakıcı güneşin altında, ter içinde ve ben elimde “Yönetim Kuramı” nın notlarıyla bahçede gezinirdim. Ya da hatırlıyor musun nasıl bir Pazar günü bahçeye çalgıcılar gelmişti, bizi bir türlü rahat bırakmamışlardı da Maroggia’ya yaya gidip yaya dönmüştük; ay San Salvatore’nin üzerinde yavaş yavaş yükseliyordu ve Almanya’ya gidişimi konuşuyorduk tam o sırada. Durduk, yolda, karanlıkta sıkıca sarıldık birbirimize, dağların ardında yükselmekte olan yeniaya baktık. Hatırlıyor musun? Gecenin kokusu hala burnumda. Ya da hatırlıyor musun akşamları 8.20’yle Lugano’dan gelirdin, elinde zerzavatlar, ben lambayı kaptığım gibi merdivenlerden aşağı koşardım, paketleri birlikte yukarı taşırdık, sonra ben onları boşaltırdım; portakalları, peynirleri, salamları, pastayı masanın üzerine koyardım. Biliyor musun o küçük masadakiler kadar muhteşem yemekler belki de hiç yemedik; balkon kapısı açık olurdu, bahçenin kokuları odaya dolar ve sen, büyük bir dikkatle tavada yumurta pişirirdin. Uzaktaki karanlıkta Milano trenleri köprünün üzerinden gök gürültüsü gibi geçerdi… Ah Dyodyo! Sevdiğim, altınım….”

Mektup Rosa Lüksemburg tarafından biricik sevgilisi Leo Jogiches’e yazılmış 103 mektubun içinden seçilmiş küçük bir bölüm. Bu bölüm bile tek başına Rosa’nın çelik bir bilyeye benzeyen ruhunu ve onu taşıyan rengarenk pul kanatlarını ele verir.

Anılarıyla birlikte toptan unutulmaktan korkan ve sevgilisine “o” gecenin kokusunu hatırlatmak isteyen bu kadın ömrü boyunca başka hiçbir şeyden Leo tarafından günün birinde sevilmeyecek olmaktan korktuğu kadar korkmayacaktır.

Lenin’in “o bir kartaldı” dediği Rosa, ömrünün yarısını bir aşık ve bir devrimci olarak geçirdi. 20 yaşında ülkesi Polonya’dan kaçarak Zurih üniversitesine gitti ve kendi gibi ülkesi Litvanya’yı bırakmış Leo Joginches ile karşılaştı. Bu genç adam ilerideki uzun yıllar boyunca geçecekleri bütün çetin sınavlara rağmen hem dava arkadaşı hem de sevgilisi olacaktı.

İlişkileri pek çok yönden birbirini tamamlayan ama keskin kenarları geçen yıllara rağmen törpülenmeyen bir ilişkiydi. Leo, Rosa’nın yazdığı küçük, büyük bütün metinlerin hem teorisyeni hem editörüydü. Finansal olarak Rosa’yı ilişkilerinin sürdüğü uzun yıllar boyunca destekleyen de oydu. Leo’nun ruhundaki testere dişlerine benzer kenarlar, iyi bir devrimciden iyi bir sevgili çıkaramamasıydı. Rosa’nın hapishaneye girdiği ve ayrıldıkları dönemler hariç, yirmi yıla yakın süren bu ilişki de şüphesiz Leo da Rosa’yı sevmiş, özlemiş ve kıskanmıştı ama Rosa’nın istediği gibi değil!

Rosa, Marksist bir teorisyen ve devrimci olmasına rağmen beraber yaşayacakları küçük, evcil mutlulukları olsun isteyen aşık bir kadındı. Leo için ise bunlar, zamanı boşa harcatacak zaaflardı. Onun önceliği devrime giden yolda yapılacaklardı. Rus anarşisti Bakunin’in : “ devrimci kayıp kişidir. Kendine özgü ne bir ilgi alanı, ne bir davası, ne alışkanlıkları, ne mülkü vardır. Her şeyiyle tek bir alana yönelmiş, tek bir tutkuda yoğunlaşmıştır, o da devrimdir” diye tanımladığı devrimci tipine yakındı. İçinde neşenin barınmadığı, ciddi, yaşamını siyasal davasına adamış, suskun ve aksi bir genç adamdı. Geçen yıllar gençliğini alacak ama Rosa’nın içine batan aksiliğini olduğu gibi bırakacaktı

Beraberliklerinin ilk yıllarına ait yukarıdaki mektupta dahi Leo’nun esneyemeyen ciddiyetinden izler görülür; “tavada yumuratayı bile dikkatle pişiren bir adam!” Oysa daha çok gençtirler. Leo 23, Rosa ise 21. Mutfağın kikirdereyerek altını üstüne getirecek, kırık yumurta kabuklarından takma burunlar yapacak, yemek pişirme heveslerini yatakta sonlandıracak iklimdedirler. Ama ne yazık ki aşkları Avrupa’nın alt üst olduğu, demokratik taleplerin karşılanmadığı, faşizm hortladığı bir zamana denk gelmiş ve yaralı bir kuş gibi gençliklerinin üzerine düşmüştür. Bu karanlık zamanların onlara dünyayı yeniden kurduracak ve devrimi dişleriyle tırnaklarıyla yaratacak sorumluluklar yüklediklerinden ikisi de emindir.

Rosa, üniversiteyi bitirdikten sonra Berlin’e giderken Leo, zaman kaybı olarak düşündüğü üniversiteyi bitirmez Zürih’te kalarak örgütlenmeye ve gazete redaksiyonları yapmaya devam eder. Rosa’yı ve kendini geçindirecek paranın asıl kaynağı zengin ailesinden gelen paradır. Bu paradan düzenli olarak Rosa’ya ev kirası, mutfak masrafı, kitap harcamaları için yollar. Ayrı yaşamalarına rağmen neredeyse günaşırı yazdıkları mektuplarla aslında birbirlerinin hayatlarının içindedirler. Leo, Rosa’nın bütün yazılarının arkasındaki mimar ve editördür. Onun onayından geçmeyen hiçbir makalesini, konuşmasını yayınlamaz. Odasındaki eşyaların yerini değiştirdiğinde dahi Leo’yu bundan haberdar eder. Zihnen tıkandığında da imdadına yetişen yine Leo’dur;    “ ne olur bana yoğuracak bir fikir ver” der.

Mektuplar her ne kadar birbirleri seven, destekleyen bir çifte ait ise de ilişkilerini sürekli sallayan dip akıntısı Leo’nun duygusal cimriliğidir. Rosa’ya yazdığı bütün mektuplar sosyalizmin ve devrimin geleceği için ne yapılması gerektiği üzerinedir. Hasrete, birlikte geçirilecek zamanların planlamasına ve ilişkilerinin geleceği üzerine tek bir satır dahi yoktur.

İlişkileri on yaşını doldurduğunda ve tarihler 1910 yılını gösterdiğinde Rosa; “ Polonya Sosyalist Partisi’ne ilişkin tartışmalarla dolu altı sayfalık mektubunu açıp da içinde gündelik hayata ilişkin tek bir söz bulamayınca içimde bir şeyler yıkılıyor, mektuplarında işçi davası dışında bir sözcük, tek bir sözcük bile yok” diye yakınacaktır. Rosa’nın hayallerini kurduğu devrim bütün insanların aşktan, mutluluktan payını alacağı bir devrimdir. “ Ah, Dyodyo, altınım! İkimize ait küçücük bir kat, güzel eşyalarımız, kütüphanemiz, sakin ve düzenli bir çalışma biçimi, birlikte yürüyüşler, arada bir opera, arada yemeğe çağırabileceğimiz küçük, çok küçük bir dost çevresi ve belki de küçük, küçücük bir bebek: Bunlara hiç izin verilmeyecek mi? Hiç mi ? Dyodyo, biliyor musun Tiergarten’de yürürken birden bire aklıma ne geldi? Abartmıyorum! Birdenbire, üç dört yaşlarında, sarışın, tertemiz giydirilmiş bir çocuk ayaklarıma dolanıverdi. Al kaçır dedim kendi kendime, al eve götür, senin olsun. Ah! Dyodyo, benim de bir çocuğum olmayacak mı hiç?

Evde hiç kavga etmeyeceğiz ama öyle değil mi? Evimiz sessiz ve sakin olmalı, herkesinki gibi. Ama biliyor musun, beni ne düşündürüyor? Zaman zaman kendimi çok yaşlı ve gösterişsiz buluyorum. Tiergarten’de yürüyüşe çıkaracağın sülün gibi bir karın olmayacak senin!. Ah Dyodyo şu vatandaşlık işini bir halledebilsen.. ikimiz çalışacağız ve mükemmel bir yaşantımız olacak. Yalnızca ikimiz; birlikte çalışıp birlikte mutlu olmadık mı kaç kez? Weggins’I anımsa Melide’i, Bougy’yi, Blonay’i….

IMG_2630

Rosa’nın mektuplarındaki bu güzel hayaller hiçbir zaman karşılığını bulmaz. Birbirlerine çok yakın yerlerde oturup, birbirlerinin fikirlerinden beslenip, aynı dava uğruna mücadele etseler de Rosa’nın hayalini kurduğu anlamda bir yuvaları olmaz. Leo, yeraltı çalışmalarına, örgütlenmenin inceliklerine ve devrimin getireceklerine odaklanmış, kurulu bir düzenin inandığı her şeyi yıkacağı zannına kapılmış ve Rosa’nın hayallerini çocuksu bulmuştur. Leo’ya göre Rosa iyi bir Marksist teorisyen olsa da düzensiz, dikkatsiz ve dağınıktır. Parasını elinde tutmaz, makalelerin düzeltmelerinde Leo’nun altını çizdiği yerleri dikkatli okumaz, savruk ve sorumsuz davranır. Bütün bu ucu açık iğneleyici ithamlara karşılık Rosa; “ Hiç para kazanmayan, hiçbir zihinsel ya da ahlaki özelliği olmayan bir çok kadın da “ düzensiz” ama kocaları onlardan pek hoşnut, iki de bir kavga çıkarmıyorlar düzensizliklerinden dolayı” diye kırgın bir sitemle yazar ama mektubun en sonunda yine dayanamayıp “ Seni sevgiyle kucaklarım iflah olmaz yaratık!” der.

Zaman hızla akarken araya Rosa’nın hapishane yılları, parti çalışmaları, bir teorisyen olarak yükselişi ve başka erkeklerle teselli arayışları girer. Rosa, Leo’nun onu birlikte yaşayacak kadar sevmediğine ikna olunca ayrılmaya karar verir, artık Leo, onun “Dyodyosu” değildir! Ancak bu ayrılık Rosa’nın istediği gibi kesin bir ayrılık olamaz. Kütüphaneleri, inandıkları dava ve küçük çevreleri ortaktır. Rosa’nın son kez hapishaneye girdiği 1916 yılında tekrar yakınlaşırlar. Rosa’ya hapishaneye mektuplar yazmayı, cesaret ve umut vermeyi sürdürür. Bu ilgi ve içten yakınlık Rosa’nın bütün gardını düşürür! Aralarında geçen onca şeye, kırgınlığa, kavgaya, hayal kırıklıklarına rağmen Zurih’te üniversitenin bahçesinde ilk göz göze geldikleri andan itibaren kaderleri birbirlerine bağlanmış gibidir. Sevgili olmayı çok istedikleri için değil başka türlü olamadıkları için birbirlerine aittirler.

Aralarındaki bu tuhaf, kopamayan bağ son anlarına kadar devam eder, sanki karanlık bir kader gibi adım adım peşlerinden gelir. Rosa hapishaneden çıktıktan bir sene sonra 15 Ocak 1919’da devlet eliyle örgütlenmiş faşistler tarafından dövülerek öldürülür ve cesedi nehire atılır. Bütün tehditlere ve başına gelecek korkunç sonun ürkütücülüğüne rağmen Leo, bu cinayetin peşini bırakmayacaktır. Berlin’de sevdiği kadının katillerini ararken ondan sadece iki ay sonra aynı faşistler tarafından başından vurularak öldürülecektir.

Bazı aşk hikayelerinde cesaret karanlıkları aydınlatsın diye aşktan daha parlak daha ışıklı bir yıldız olur. Rosa ve Leo’nun hikayelerinde de öyleydi, belki tavada pişen yumurtayı, güzel mobilyalı bir evi, birlikte uyandıkları yatağı aydınlatmıyordu ama yaşadıkları yüzyılı ve sonrakileri parlak, sıcak bir ışıkla yıkayacaktı.

Ve cesaret her zaman aşkın yoldaşıdır. Aşkla!…

“Sevgiliye Mektuplar”, Rosa Luxemburg, Çeviren ; Nuran Yavuz, Kaynak Yayınları.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s