KÜÇÜK ZIPZIP PERİSİ

IMG_3040

Balkonun bahçeye bakan köşesine kondu. Dut dallarının yanına doğru açılan demirin ucuna. Sabah ışığının altında portakal rengi kanatlarını titretti ve sonra onları bir çatı gibi ince vücudunun üzerine kapadı. Zar inceliğindeki kanatlarının altı gümüşlü bir griydi. Usulca biraz daha yaklaştım ve kanatlarının üzerindeki pudralanmış gibi duran tüycüklerin kıpırdanışlarını seyrettim. Bahçeyi, dutu, balkonu ve onu hafifçe yoklayan meltemle geldiği gibi gitti.

Kelebekler yazı biraz olsun sevmemin nedenlerinden biri. Havada pırpırlanmalarını, çiçeklerin üzerindeki gayretli çabalarını ve ani ziyaretlerini hep neşeli iklimlerden gelen bir müjde gibi algılarım. Sanki başka bir aleme uçmadan evvel kapıyı siz de geçesiniz diye biraz aralık bırakırlar. Bu sabah içimi taze bir solukla dolduran bu müjdeci de beni önce kelebek isimlerine, oradan da bir kelebek tutkunu olan Nabokov’un dünyasına taşıdı.

 Esmer Peri, Teresya Mavisi, Kafkas Fistosu, Urartu Esmer Perisi, Beyaz Melek, Sesilya, Güzel Nazuğum, Minik Zümrüt, Küçük Yalancı Apollo, Yırtık Pırtık, Benekli Sev beni, Sarı Ayaklı Nimfalis… Şiirden bir parça gibi duran bu isimlerin hepsi bu topraklardaki kelebeklerin isimleri. Bazıları sadece bir gün yaşarken, bilinenin aksine bir yıl kadar yaşayabilen türleri de var . İnsan ömrüyle kıyaslandığında bir an gibi geçen bu nazik maceranın peşinde koşan, bu narin kanatların araladığı kapıdan girenlerden biri de Nabokov. Hayatın mucizelerini ve şaşırtmacalarını çok seven Nabokov’u kelebeklere bu kadar bağlayan şey de güzellikleri kadar ömürlerinin bu denli kısa oluşuydu.

Nabokov, varlıklı bir Rus ailesinin çocuğu olarak Saint Petersburg’da doğar, ailesi devrimden önceki Rusya’nın en seçkin ailelerinden biridir. Geniş kırlarda, ormanlarda kelebeklerin peşinden koşmak ve bu narin canlıların koleksiyonerliğini yapmak o dönemin elit zümresi için popüler bir hobidir. Nabokov için kelebeklerin peşinde geçirilecek hayatın temelleri böyle atılır. Bir çocukluk merakı olarak da kalabilecek bu uğraş zaman içinde Nabokov’u hayata “vecd” ile bağlayan yegane bağlardan biri olacaktır. Diğer mutluluk kaynağı ise kelebeklerin peşinde bir ömür beraber koştukları sevgili karısı Vera’dır.

Nabokov, romanlarına da sinen detaycılık ve iştahlı bir merakla inceler kelebekleri. İsimlerini, yaptıkları yolları, kanat oranlarını, evrim süreçlerini ve yayılım gösterdikleri coğrafyaları kayda geçirir. Özellikle ilgilendiği tür ise “Lycaeides” isimli mavi bir kelebek türüdür. Bu kelebeklerin kısa ömürleriyle kıyaslandığında geçirdikleri başkalaşımın kalitesine hayran kalmıştır. Kuzey Amerika’da yayılım gösteren bu türü yıllarca bir bilim adamı titizliği ile inceledikten sonra bu adla kataloglanan bazılarının özgün türden farklı olduğunu öne sürer. 1940 yılında bu hipotezi bir edebiyatçının had aşması olarak değerlendirilip ciddiye alınmasa da aradan geçen yıllar onu haklı çıkaracaktır. Nabokov, kahramanlarına ruh üflerken gösterdiği titizliği kelebeklerine de göstermiş ve geçirdikleri gen mutasyonunu moleküler biyolojiden çok önce fark etmiştir.

Nabokov’un hayatı nereden bakarsanız bakın şanslı hayatlardan biridir. Bolşevik devriminde geniş topraklarını ve servetlerini bırakıp Rusya’dan kaçışlarını saymazsak güzelliklerle dolu bir ömür sürer. Edebiyatla yoğrulmuş ve kelebeklerin peşinde koşarak geçirilmiş, tan sökümü kadar taze ve hafif bir hayattır onunkisi. Çocukluğundaki görkemli Rusya’ya ve arkada bıraktığı hatıralarına duyduğu hasret içindeki yegane sızıdır. Bu sızının dışında kendi mutluluğunu yaratmış ve ona sahip çıkmış bir adamdır.

Bir otobiyografi olan “Konuş Hafıza” adlı kitabı şöyle başlar – “Beşik bir uçurumun üzerinde sallanır ve sağduyumuz bize, var oluşumuzun iki ebedi karanlık arasında kısa bir ışık çakmasından başka bir şey olmadığını söyler.”

Nabokov iki ebedi karanlığın kendine düşen kısmını kelebeklerin büyülü dünyasında geçirir. Roman yazmak bile kelebeklerin peşinde koşabilecek zamanı ve parayı yaratabilmek için sadece bir sebeptir onun için. “ Eğer Rus devrimi olmasaydı kendimi tamamen lepidopteri bilimine adar hiç roman yazmazdım” demesi bile kelebeklerin hayatındaki biricik yerini işaretler.

IMG_3034

Karısı Vera’da hayatında kelebekler kadar vazgeçilmezdir. Nabakov 24 Vera 21 yaşındayken tanışırlar ve bütün bir ömrü beraber geçirirler. Nabokov, Vera’ya bütün özel günlerinde kendi çizdiği rengarenk kelebekler hediye eder. Vera da bir mücevher gibi kağıdın üzerinde parlayan bu kelebekleri büyük bir titizlikle saklar. İlişkileri sadece kendilerinin bildiği patikalarda ele ele koşan iki çocuğun neşesine benzer. Birbirlerinden başka kimseyi aramazlar, merak etmezler ve umursamazlar. Kendi yarattıkları cennetlerinde kapalı devre bir aşktır onlarınkisi. Vera, Nabokov’un yazdığı romanların editörlüğünü yapar, mektuplarını yazar ve araba kullanmayı bilmeyen Nabokov’u kelebeklerin peşinde binlerce kilometre gezdirir. Ömürlerinin son yıllarında neşeyle zıplayan bu iki çocuktan adı Nabokov olan adı Vera olana “Yıllar geçmekte canım ve artık seninle benim bildiklerimizi kimse bilmeyecek” der ve adeta ilişkilerinin iki karanlık arasındaki ışığını çakar.

Nabokov’un ölümüne de peşinde koştuğu kelebekler vesile olur ve birinin peşinde koşarken dik bir bayırdan aşağıya yuvarlanıverir. Ölümü bu düşüşten hemen sonra olmaz ama yaşlılıkla birlikte zayıflayan, güçten düşen vücudunu bu düşüşe bağlı ezik ve kırıklar oldukça hırpalar. Altı ay sonra 78 yaşında, rüyalarının çoğunu gerçekleştirmiş ve hayatını “ vecd” ile yaşamış bir adam olarak İsviçre’de hayata veda eder.

Konuş Hafıza’yı okuduktan sonra “ Hayat büyük bir sürpriz. Ölümün daha büyük bir sürpriz olmaması için bir neden görmüyorum” diyen bu kelebek tutkununun ölümdeki büyük mucize ile de çoktan karşılaşmış olduğunu umuyorum.

Bütün bir öğleden sonrayı Nabokov’un, Vera’nın ve kelebeklerin peşinde geçirdikten sonra sabah balkonuma gelen müjdeci kelebeğimin adını merak ettim. Hepsi birbirinden güzel yüzlerce kelebek isminin içinden sabah neşemin renklerine ve zarafetine en uygun ismi seçtim; Küçük Zıpzıp Perisi..

“Konuş Hafıza”, Vladimir Nabokov, Çeviri: Yiğit Yavuz, İletişim Yayınları.

 “Türkiye’deki Kelebeklerin Kırmızı Kitabı”, Evrim Karaçetin, Hilary J. Welch, Doğa Koruma Merkezi Yayını.

Nabokov görselleri Pinterest’ten alınmıştır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s