HAYALETLER

IMG_6043

 “Ruh ve hayalet ayrımı yapılamaz olduğunda, ruh hayalet olarak ete kemiğe bürünür, bedenlenir.. Hayalet ruhun belirli bir görüngüsel ve tensel biçimi, paradoksal bir bedenlenişidir.. Güçlükle adlandırabilecek herhangi bir şey olup çıkar: Yani hayalet; ne ruh ne beden ne biri ne ötekidir.”[1]

Derrida; hani şu bütün kovulmuş, unutulmuş ve yok edilmiş Yahudilerin hayaletini gören Derrida, hayaletle, ruhu böyle ayırmış birbirinden.. O, metruk yerlerin, gece yarılarının, nemli fundalık diplerinin ve alınmamış öçlerin uçucu sahiplerini böyle anlatmış..

Uzunca bir süredir gözümün önünde, tülden bir bulutun içinde geziniyorlar hepsi.. Ama benim gördüklerim ne Şhakespeare’in yazdığı hayaletlere benziyor ne de Derrida’nın anlattıklarına.. Şimdinin semalarında gezinen hayaletlerin çoğu gibi benimkiler de geçmişten geliyor ve bir intikamın izini sürüyorlar ama uçucu bir bedenden çok duyulmak istenen bir sese benziyorlar. Bir tülün ucuna takılmış şıkırtılı, parlak, yıldız kayması gibi bir kahkaha sesi duyuyorum bıraktıkları boşlukta…

Daha çok hakları verilmemiş, bedelleri ödenmemiş duyguların hayaletleri bunlar.. Sevincin, umudun, mutluluğun, ferah nefeslerin hayaletleri… Çünkü kanı dökülmüş ve hakkı verilmeyip unutulmuş her ne varsa hayaleti dolaşır aramızda.. İstediği tıpkı Kral Hamlet’in hayaleti gibi öcünün alınması, kanının yerde kalmamasıdır.

En çok neşenin hayaletini görüyorum.. Toz pembe bir bulutun içinde dolanıp duruyor ve şimdiki zamanın kalın kozasını delip içeri sızmaya çalışıyor… Oysa çoktan unuttuk onu.. Ağustos böceklerinin hiç susmadığı ve ayın şişmiş bir karınla gece göğüne serildiği yaz akşamlarında kaldılar.. İncecik cam bardakların keyfiyle birbirinde çınladığı balkonlarda, uçuşan sebepsiz bir sevincin yuva kuracak bir bahane aradığı geçmiş yazlarda kaldılar..

Çoktandır neşesiz, havasız bir iklimde ucuna tutunacak bir ümit arayıp geziyoruz.. Eski zaman peygamberleri gibi bölük pörçük hatırlanan bir rüyada vaad edilmiş ve sonra unutulmuş bir ümidi arıyoruz.. Yoklar.. Ne endişesiz bir gülüş, ne geleceğe doğru kurulmuş bir hayâl ne de yuvasını arayan şaşkın bir sevinç.. Hiçbiri yok.. Uzun zamandır kimsenin yüzünde rastlamadım ne birine ne ötekine.. Belli ki çoktan öldüler… Az sonra çürümeye başlayacak bir bedeni terk eden ruhlar gibi hepsi gittiler..

Artık hayaletleri dolaşıyor aramızda.. En çok onları görüyorum işte.. Umudun, sevincin, küçük, kırmızı bir gelincik gibi aniden başını çıkaran neşenin hayaletlerini.. Oysa her biri hayatın başındaki tacın taşlarıydılar…

Perileri sevdiği gibi hayaletlerden, cadılardan ve ifritlerden oluşan bütün gölgeleri çok seven Shakespeare’nin hayaletleri gibi bizden bir intikamın izini sürmemizi istiyorlar.. Mutluluğun eşlikçilerini her nerede öldürdüysek öçlerini de tam orada almamızı..

Kardeşi tarafından öldürülen Kral Hamlet’in hayaleti bir gece vakti aynı adı taşıyan oğlu Hamlet’ e gözüktüğünde şöyle der;

“ Ben babanın ruhuyum.

Doğal ömrüm süresince işlediğim suçlar

Yanıp temizleninceye kadar bir süre

Geceleri dışarda dolaşmaya

Gündüzleriyse alevlerde çile doldurmaya makûmum.

Cezaevimin sırlarını söylemem yasak,

Ama öyle bir şey anlatacağım ki sana,

Her kelimesi ruhunu altüst edecek,

Körpe kanını donduracak,

İki gözünü birden,

Koruyucu kürelerinden fırlayan yıldızlar gibi

Yerlerinden uğratacak;

Toplu, düzenli saçların dağılacak,

Taciz edilen kirpinin okları gibi,

Her tel dimdik olacak.

Ama sonsuzluğun sırları

Etten kemikten kulaklara açılamaz.

Dinle, dinle, ne olur, dinle!

Eğer aziz babanı biraz olsun sevdiysen…

Onu katledenden

Bu iğrenç ve doğaya aykırı cinayetin intikamını al.” [2]

Oğlundan kendi cinayetinin öcünü almasını isteyen ne Kral Hamlet’in ruhudur ne de bizzat kendisidir. O; Derrida’nın dediği gibi bir hayalet olarak ete kemiğe bürünmüş, diğer hayattan, ölümden şimdiye akmış bir ötekidir.. Ve tıpkı Derrida’nın dediği ve Shakespeare’nin eserlerinde gösterdiği gibi bir hayalet, ölünün ruhundan bambaşka bir şeydir!

Hayalet; kederli bir ruhun geçmişte tamamlayamadığı işleri için şimdiki zamana sızmış uçucu bir atıktır. Geçmişten şimdiki ânâ bütün esrarları ve bütün ümitleriyle sızan uçucu bir hale.. Bedenin ve ruhun atığı.. Kimi zaman öçten, kimi zaman hüzünden, kimi zaman da pişmanlıktan yapılmış… Ve tamamlanmamış, bedeli ödenmemiş bir hayattan kalma yıldız izidir. Tıpkı çoktandır unuttuğumuz neşenin, umudun, çıngıraklı kahkahaların hayaletleri gibi.. Onları öldürmelerine izin verdik, ağıtlarını yakmaktan ve yerdeki kanlarını kaldırmaktan korktuk..

Her birini pencerelerde, havası emilmiş sokaklarda, yuvadan çok sığınağa dönmüş evlerde görüyorum.. Çok özlediğimiz için adını anmaktan korktuğumuz eski bir sevgili gibi hepsi.. Adını anarsak sızısını da hatırlarız diye…

Geçmişten kalma ince bir kahkanın tülüne sarılmış kederli hayaletler geziyor aramızda.. Bakın işte şu fundalığın dibinde toy bir sevinç ve şu yaz mevsiminin ardında kıpkırmızı tomurcuk vermiş bir neşe, ümitle beraber öçlerini almamızı bekliyor. Ve bütün cinayetlerin hayaletleri gibi hesap gününün defterine isimlerini yazdırıyorlar.. Bu yaz akşamlarında ay şişkin karnını gezdirirken unutulmuş bir kahkaha süzülsün istiyorum.. Çok önceden öldürülmüş bir neşenin hayaleti kâhkâhasına kavuşsun istiyorum.. Bütün hayaletlerin kederi tek tek önümüzde sayılsın ve bedelleri kuruşu kuruşuna ödensin istiyorum..

Çünkü; “ Hayaletin uçucu ve zamansızca ortaya çıkışı zamana ait değildir.” [3] Bunu Derrida’dan biliyorum ve artık neşenin, ümidin kederli hayaletleriyle avunmak istemiyorum..

[1] Jacques Derrida, “Marx’ın Hayaletleri”,Çeviri: Alp Tümertekin, Ayrıntı Yayınları.

[2] William Shakespeare, “ Hamlet”, Çeviri: Bülent Bozkurt, Remzi Kitabevi.

[3] Jacques Derrida, age.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s