KISA BİR HAYAT

IMG_6335

Kim Ki-Duk’un çoğu filminde gizli bir oyuncu gibidir. Kendisi gözükmez ama, çizdiği resimlere benzeyen kışkırtıcı bir ruh hikayenin içinde gezinip durur. Hatta sadece Kim Kiduk değil kahramanları da bu kısacık hayatın sahibi Egon Schiele’ye hayrandırlar. “Bad Guy”’daki talihsiz kız Sun- Hwa, filmin kitapçıda geçen bir sahnesinde, Egon Schiele’nin anlatıldığı kitaptan, kimseler bakmazken en sevdiği resmini yırtıp alır.. Bütünden kopmuş, kenarları yırtılarak tırtıklanmış bu resim Hwa’nın hayatının da bir simgesi gibidir.. Kopuk, buruşuk ve tek başına..

IMG_6332.JPG

Egon Schiele’nin resimleri de Hwa’nın hayatı ve Kim Ki – Duk’un filmleri gibi baştan çıkaran, rahatsız eden ve en sonunda bir hüzün tortusuyla başbaşa bırakan cinstentir.. Bütün resimlerinde hastalıklı bir kırılganlıkla çizilmiş, kocaman gözleriyle hayata meydan okuyan figürler vardır.. Egon, sanki hepsinin gözlerinden aynı umursamaz saldırganlık ve meydan okumayla bize bakar.

Bu bakışlarda adeta günah ve sevapları tartmaktan yorulmuş bir tanrının kızgınlığı ve bıkkınlığı vardır.. Günahlar hep daha ağır çekecekse bütün dünyanın günaha batmasında bir engel yoktur sanki…

12 Haziran 1890’da Avusturya, Tulin’de doğar. Annesi varlıklı bir banker ailesinin kızı, babası ise demiryollarında çalışan bir istasyon amiridir. İleride Egon’un eğitimine maddi destek sağlayacak olanlar da annenin bu varlıklı kökleri olacaktır. Tulin’de okul olmadığı için annesinin akrabalarının yanına gönderilir. Egon’un ailesinden bu ilk kopuşu 14 yaşında daha trajik bir ayrılık izler.. Babası önce aklını yitirir, çok kısa bir süre sonra da ölür..

Çocuklukla gençlik arasındaki bu ölüm kadar, babasının aklını yitirişi de Egon üzerinde büyük bir iz bırakır.. Biyografisindeki detaylara sahip kimilerine göre kızkardeşiyle aralarındaki yoğun yakınlık, sapkın bir tutkunun eseri ve babasının aklını yitirmesindeki en baskın faktörlerden biridir. Figürlerinin gözlerindeki isyanın ve kederli gövdelerinden yayılan şiddetin kaynağının bu trajedi olması muhtemeldir.

Annesi ekonomik kriz sebebiyle mal varlığını kaybettikten sonra dahi Egon’u desteklemeye devam eder. Görünüşte oğlunun geleceğini düşünen fedakar bir annedir ancak Egon’un kız kardeşiyle aralarındaki tehlikeli yakınlığı fark edemeyecek kadar oğlundan kopuktur.. Yedi yaşında ailesinden ayrılan ve bundan sonra sadece tatillerde ailesini ziyaret eden Egon için de ailesi, kimi zaman yardım isteme ama çoğunlukla nazik olma kaygısıyla aranan uzak akrabalar gibidir..

Özellikle annesine yazdığı mektuplarda bu dikenli uzaklıkta büyüyen kibrinin izleri açıkça görülür.. Annesine neredeyse ilahi bir kattan ve volumü olabildiğince yüksek sesiyle şöyle yazar: “ Dünyanın bütün güzel ve soylu özellikleri sanki benim üzerimde toplanmış. Çürümesinden sonra dahi sonsuz bir canlılık bırakacak bir meyveyim. Beni doğurmuş olman senin için bir övünç kaynağı olmalı”..

Küstah, yolunu şaşırmış, kendini İsa zanneden bir ölümlünün annesi Meryem’e tepeden bakışı vardır bu mektupta..

Egon da tıpkı hayranı Sun – Hwa gibi ısındığı ocağın ateşinden uzak düşmüş bir ruhtur.. Egon’un hayatındaki diğer dönemlerde de yolunu şaşırmış bir yolcunun sürekli yanlış sapakları seçmesine rastlarız. Atölyesine gelen küçük kız çocuklarının erotik resimlerini yaptığı için tutuklanıp bir ay hapis yattığında yirmi iki yaşında yeteneği çoktan kanıtlanmış ünlü bir ressamdır ama içindeki provokatif yan şöhretle susmamaktadır.  Bu skandaldan sadece üç yıl sonra bir başkasına adım atacak, iki kardeşle aynı anda sevgili olup, kardeşlerden adı Edith olanla evlenecek ve diğeri ile reddedilmesine rağmen sevgili kalmayı deneyecektir.

IMG_6337

Yaşamındaki aşırılıklar ve sapkınlıklar kadar rahatsız edici olan resimlerinde de   güçlü bir narsizmin sesi duyulur. Hayatın sapkın yollarını seçmesi, kimi resimlerinde kendini bir aziz ya da son akşam yemeğini yiyen İsa olarak resmetmesinde hep bu neredeyse tanrı olmaya heveslenen cüretkârlığın izleri sezilir. Ancak kaderin çarkları bu cüretin öcünü almakta gecikmeyecek ve ilk önce karnındaki bebeğiyle çok sevdiği karısı Edith, onlardan 12 gün sonra da kendisi hayatını kaybedecektir. Ölüm sebepleri o tarihlerde bütün Avrupa’yı kasıp kavuran İspanyol Gribi’dir. Öldüğünde sadece 28 yaşındadır. Kısacık bir hayata çoğu maddi olanaksızlıklar nedeniyle teksir kağıtlarına çizilmiş bini aşkın ürpertici güzelliklerde resimler bırakmıştır.

Geçtiğimiz 12 haziranda doğum gününü kutladığımız Dışavurumcu akımın bu en ilginç hayatlarından birine doğum günü hediyesi yollamak için natal haritasına baktım ve orada da bu çapaklı kibrin izlerini açıkça gördüm.

Astrolojide paranoyalar, fobiler , skandallar, sırlar ve kısıtlamaların yuvası olan ve neredeyse ruhumuzun bütün gölgelerine kucak açan 12. Evindeki gezegen yığılmasını gördüğümde ise hiç şaşırmadım.. Egon Schiele’nin haritasında 12. Ev stelyumu neredeyse resimleri ve tercihleri kadar ona aitti.

Hem kendi benliğini hem de babasını temsil eden Güneş’nin ikizler burcunda Pluto, Neptün, Merkür ve Kuzey Ay düğümü ile yaptığı stelyum tanrıyı oynamak için hiçbir beis görmeyen bir ruhu en iyi anlatan kombinasyonlardan birini oluşturmuştu.

Ayrıca gölgeler evi 12. Evi’nin biri ölümlü diğeri ölümsüz ikizler Castor ve Pollux’u anlatan İkizler burcu olması da Egon’un tanrısallığa özenen cüretkar yanını anlatması açısından çarpıcı bir göstergeydi.

Bu ikizlerden ölümlü olan Castor’un çaresizliği, son yemeğine oturmuş kışkırtıcı İsa anlatımında karşımıza çıkarken, Tanrısal güvenle dolu, kendinden emin Pollux yanını ise Egon’un şaşırtıcı üretkenliği gösteriyordu.

12. eve saklanan ve haritayı perde arkasından yürütmek isteyen bu oyuncu ikizler, Egon’un haritasında neredeyse mükemmel bir işbirliği yapmışlardı. Ölümlü Castor skandallarla tanrısallık elde etmeye uğraşırken, Pollux, sanat tarihinin en sıradışı ve ölümsüz resimlerini günümüze taşımıştı.

Haritasındaki bir başka gösterge de delirerek ölen ve Egon’un üzerinde ömür boyu taşıyacağı gizli kalmış bir vicdan azabı bırakan babasına ait izlerdir. Hem babasını hem de kendisini temsil eden güneşin Pluto ile aynı evde duruşu cinsel tacizin, deliliğin ve içindeki bataklığı gizlemek için acı çeken bir ruhun işaretidir.

Bu eve ( 12. Ev) yerleşmiş yarı tanrısal güneşin krizler, seks ve ölüm evi olan 8. Evden aldığı Jüpiter üçgeni ile haritanın mezarlığı olan 4. Evdeki Uranüs’ten aldığı üçgen de adeta hayatının stigmasıdır. Annesine yazdığı mektuptaki “Çürümesinden sonra dahi sonsuz bir canlılık bırakacak bir meyveyim” cümlesini ancak 4. Ve 8 Evlerden 12 evdeki Güneşe gelen açılar kurdurabilirdi.

Egon Schiele’nin hayatı ölümüyle bitmeyen Castor – Pollux gibi gökyüzünde bir yıldız olarak kalmaya devam edecek nadir hayatlardan biriydi. Ardında bıraktığı yüzlerce resim bu yıldızların ışıkları olarak parlamaya devam edecektir. Ancak bütün resimlerinin içinden sadece bir tanesinin ışığı sonsuza kadar saf merhametle parlayacaktır. Bu resim karısı Edith’in karnında bebeği ile ölümünden yaklaşık altı ay önce çizilmiş “ The Embrace – Kucaklaşma” adlı resimidir.

IMG_6338.JPG

Sarı bir yatak üzerindeki beyaz çarşaflarda birbirlerine aşkla, şefkâtle ve güvenle sarılmış bu çift Edith ve Egon’dur. Egon, iki kardeşle yaşadığı çalkantılı flörtten sonra Edith’i daha sıcak ve içten bularak onunla evlenmiştir. İlk başlarda hesaplı bir seçim olarak okunan bu evlilik ilerki dönemlerde her ikisi için de huzurun, aşkın ve mutluluğun kaynağı olacaktır.

Egon, üzerinde büyük etkisi olan ve onu sürekli destekleyen Klimt’in “Öpücük” tablosuna benzeyen bu resminde bütün zaaflarıyla birbirlerini kucaklamış, birbirlerinin içinde erimiş bir çift; Edith ve Egon vardır. Edith’in Egon’un sırtını sıkıca kavrayan kolu onu geçmişindeki bütün gölgeleriyle beraber sıkıca sarmış gibidir. Egon’un Edith’in göğsüne ve koluna yaslanmış hafifçe arkaya devrik başında ise bütün ruhuyla nihayet bir sevgiye teslim olabilmiş bir adam vardır.

Kadınlarla ilişkileri skandalsız anılmayan Egon için bu evlilik ve onun getirdiği mutluluk ne yazık ki kısa sürmüş, tanrısal yanı çok sevdiği Edith’in ölümüyle en sert darbeyi almıştır.

Haritasında birinci evindeki yuvayı temsil eden Yengeç’in tam ortasına kurulmuş yaralı şifacı Kiron’un aşk ve mutluluk gezegeni Venüs’le kavuşumu kadar bu yarım kalmış aşkı ve yuvasızlığı anlatan az sembol bulunurdu.

Egon’un haritası bir hikayeyi sözcüklerle, renklerle anlatmak kadar sembollerle de anlatmanın mümkün olabileceğine dair önemli işaretler taşıyan özel haritalardan biriydi.

Hayattan geçerken seçtiği bütün karanlık yollar kadar resimleri ve haritasıyla da gölgelerin hep yanıbaşımızda olduğunu hatırlatan ruhu umarım bu 128. doğumgünü hediyesini sevmiştir.

İyi ki doğdun Egon, mutlu yaşlar. Dünya hâlâ resimlerinin hayranlarıyla dolu. Kim Ki- Duk ve Sun – Hwa onlardan sadece ikisi.. Tıpkı bir kitaptan yırtılan resmin gibi ruhunun gölgeleri de hep onlarla…

Egon Schiele biyografisi ve görselleri ile ilgili kaynaklar; Wikipedia, “Egon Schiele”, Ester Selsdon, Jeanette Zwingerberger, Parkstone.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s