KAYIP KIZ

IMG_6549

Deri tütsüleyen, cinnetin kıyısına taşıyan bu sıcaklara “Eyyam-ı Bahur” deniliyormuş.. Mümkünse evden çıkmayınmış.. Ben çıkmıyorum. Evimin, sokakların sıcağından, alevinden daha serin ve daha merhametli olduğunu biliyorum.. Pervanenin altında ayıkladığım yaz sebzelerini pişirip, kitap okuyorum sonra kedilerimi yanıma alıp film seyrediyorum.. Bazen balkondaki yere düşmüş ve güneşte unutulmuş bir barbunya tanesiyle evin içinde dakikalarca koşturmalarını seyredip dışarısını içerisinden daha güvenli bulanların hikayelerine bakıyorum.

Uzun zamandır öteleyip, kenara ittiğim Gone Gırl/ Kayıp Kız filmini de işte böyle bir zamanda, ayıkladığım barbunyalar tencerede usul usul tıkırdarken seyrediyorum.. Sanki hava yeterince sıcak ve ağır değilmiş gibi filmden üzerime yapışan buharla sersemliyorum. O zaman filmi durdurup ocaktaki barbunyaların başına giderek günlük hayatın küçük bir meşgalesine tutunmanın iyiliğine sığınıyorum.

Film bana nedense en sevdiğim masallardan birini; “Elsiz Kız” masalını hatırlatıyor.. Oysa birbirlerine hiç benzemeyen hikayeleri bambaşka karanlık sulara akıyor.. Filmi seyrettikten sonra Grimm kardeşlerin o güzelim masalını bir kez daha okuyorum ve Kayıp Kız ile Elsiz Kız’ı, Eyyam-ı Bahur’da birleştiren şeyin ne olduğunu buluyorum..

Gone Gırl/ Kayıp Kız, filmi de tıpkı böyle yazın en sıcak günlerinden birinde başlıyor ve önümüze neredeyse hiç bir engele çarpmadan kirli bir su gibi akan bir kadın hikayesi çıkarıyor.. Film her ne kadar Nick ve Amy’nin evlilikleri üzerinden işlense de arkada atan ritmi bozuk kalp sesi Amy’nin kalbinin sesi.. Tam da evliliklerinin beşinci yıldönümünde kaybolan, görünüşte pürüzsüz bir yumuşaklıkta akan bir hayata sahip olan Amy kimdir?

IMG_6548

Filmin ilerleyen kısımlarının önümüze sunduğu hayat parçalarına bakacak olursak Amy iğdiş edilmiş, anne, baba ve çocuk üçgeninde bir proje çocuk olarak istismar edilmiş bir çocuktur.. Anne ve babası Amy’e atfettikleri akıllı, üstün zekalı, mükemmel, uyumlu, müşfik çocuk projesi üzerinden kendi eksik parçalarını tamamlamış ve Amy’i bir ağaç gibi budamışlardır.. Nick’in evliliklerinin beşinci yıldönümünde kaybettiği karısı işte bu Amy’dir.. Bir daha asla sağlıklı büyüyemeyecek, kökleri zarar görmüş, ışığını kendi üretemeyen bu yüzden de hep başka hayatlarının kanlarını emmek zorunda kalacak bir Amy..

David Fincher’in mükemmel ölçeklendirilmiş bir ruh atlası gibi önümüze serdiği filmde hastalıklı, baş belası, şirret, içten pazarlıklı bulup sinir olduğumuz Amy aslında çok önce, çocukluğunda kaybolmuş küçük bir kız çocuğudur. Ruh parçaları o kadar dağılmış, o kadar derin yerlerde çürümeye bırakılmıştır ki kocası Nick’e eşeleyip bulacak, sarıp sevecek bir parçası kalmamıştır..Geride sadece Nick’in ilk başlarda hayran olduğu zekası ve ritmi bozuk bir kalbi taşıyan mükemmel postürü kalmıştır. Amy aslında evliliklerinin beşinci yılında değil çok daha önceden daha çocukluğunda ebeveynleri tarafından kaybedilmiştir..

Bana Amy’nin hikayesini izledikten sonra Elsiz Kız’ı düşündüren şey de işte bu ebeveynleri tarafından iğdiş edilmiş çocuklukları oldu. Amy gibi bir ada bile sahip olamayan, ömür boyu sadece eksik uzuvlarıyla anılacak olan Elsiz Kız da tıpkı Amy gibi bir istismar mağdurudur. Babası şeytanla yaptığı bir pazarlık sonucunda, servet ve zenginlik için Elsiz Kız’ı şeytana satmış annesi de “ah! Tüh!” etmesine rağmen bu pazarlığa seyirci kalmıştır. Günü geldiğinde Şeytan fakir aileye verdiği zenginliğin bedeli olarak kızı alıp götürecektir. Öyle de olur! Kız biraz büyüyüp serpildikten sonra Şeytan kızı almaya gelir. Kız çaresizce banyo yapıp temizlenir ve beyaz bir gecelik giyerek şeytanın ona uzanmasını bekler.

Ama o kadar beyaz ve o kadar temizdir ki bu masum beyazlık Şeytan’ı korkutur. Kendi karasını bu ışıklı beyazlığın yanında görmekten ürker ve kızın uzun bir süre  yıkanmamasını ister. Tekrar geldiğinde kız, kirden karışmış saçları, kararmış teni ve pis giysileriyle beyazlığından korkulmayacak kadar kirlidir..Artık neredeyse şeytanın karalığına denktir! Fakat bu sefer de o kadar gözyaşı döker, o kadar feryat eder ki gözyaşları su olup akar ve elleriyle kollarının beyazlığını tekrar ortaya çıkar.

Kızın ellerinin bu beyazlığı Şeytan’ı tekrar ürkütür ve kıza yaklaşmasına engel olur. Artık son care kızın ellerinin kesilmesidir! Yoksa masumiyetten yayılan bu beyazlık Şeytan’ı yolundan alıkoyacak ve belki ona ne kadar kötü olduğunu hatırlatıp caydıracaktır. Diğerlerinde olduğu gibi arzularını bu sefer de kızın babasına söyler ve kızın beyaz ellerinin kesilmesini ister! Baba da bir baltayla kızının bir kuzu gibi uzattığı ellerini oracıkta kesiverir…. Artık masumiyeti hatırlatan ve kötülüğün şideetini ortaya çıkaran bir şey kalmamış, kız kesik elleri ve bütün savunmasızlığı ile Şeytan’a sunulmuştur.

Masalın bir korku filmi gibi her satırda daha ürpertici olan akışında, zehiri giderek nefes kesen, tekinsiz bir ton vardır.. Siyahlar giymiş ve hep babayla konuşan şeytan gerçekte kimdir? Niye şeytan, babadan, kızın en önemli savunma aracı olan ellerini kesmesini ister? Niye kız bir melek kadar beyazdır ve niye hep şeytan direktiflerini babanın yanında söyler…

Elsiz Kız, bir büyüme hikayesi olarak bütün dehşet ögelerine rağmen eşsiz parlaklıkta bir masaldır.. Masalı böyle parlatan şey ise Kayıp Kız Amy’nin hikayesine göre daha şeytani olan kötülükle başa çıkma biçimidir.

Bir hayatta kalma kılavuzu olarak okunabilecek masalın en göz alıcı, en yürek dağlayıcı ama aynı zamanda en umut verici yeri Elsiz Kız’ın onu budayan ebeveynlerini arkasında bırakıp yollara düşmesidir! Hayatının geri kalan kısmını dilenerek yaşamak zorunda olsa da evden uzakta geçirmek istediğini söyleyip bir şafak vakti yollara düşer ve budanan parçalarına bu sayede kavuşur.

Masalın sonunda başına gelen bütün talihsizliklere rağmen yolundan dönmeyen cesaretle yürüyen Elsiz Kız, kayıp ruh parçalarına ve onu seven bir erkeğe kavuşurken bu kadar ürtütücü olmayan başka tür bir istismara maruz kalan Amy evi terk edip yollara düşememiştir.. Bunu ancak evlendikten ve bütün ruh parçaları ebeveynlerinin onları gömdüğü toprağın altında çürürken denemiş ama gerçekten gitmeyi bilmediği için geri dönmüştür.. Döndüğünde de gittiğinden daha tam, daha bütün olmamış, hayal kırıklıkları kurumuş bağırsaklar gibi ayaklarına dolanmıştır. Bütün kurnazlığına, şirretliğine, sinsiliğine rağmen yola çıkacağı zamanı bilemeyecek, saati okuyamayacak kadar kördür.. Daha çocukken kör bırakılmış, alamadığı sevgiyi uydurma hikayelerin ardına saklanarak elde etmeye çalışmıştır.. Bütün arzusu kahraman olmak isteyen, küçüklüğünden beri buna proglamlanmış kayıp bir ruhtur aslında..

Eyyam-ı Bahur’un alevden bir dil olarak evin içinde dolaştığı hikayelerde tekinsiz olan yerler sokaklar değil, evlerin içidir.. Dört duvarın içinde elinde baltası, kâh ruhu, kâh elleri budamak için bekleyen birileri vardır.. Kimi zaman masaldaki ve filmdeki kadar tekinsiz bir titreşime sahip olmasa da daha iyi okullar, daha zengin bir hayat için çocukluğu budamaya hazırdırlar.. Bunun için evden çıkıp yollara düşmek gerekir.. Bu yolculuk bazen içe bazen de dışa doğru yapılır, çoğunlukla yıllar sürer ve kahraman ancak bu zorlu yolculuktan sonra göbek bağını toprağa gömüp, koparılmış parçalarına kavuşur..

Kayıp Kız Amy’nin Elsiz Kız’dan öğreneceği çok şey var..

“Gone Gırl/ Kayıp Kız”/2014/ Gillian Flynn’nın aynı adlı kitabından

Yönetmen : David Fincher.

Oyuncular: Ben Affleck, Rosemund Pike, Neil Patrick, Tyler Perry, Lisa Banes, David Clennon.

“Elsiz Kız”, Grimm Masalları I, Çeviren: Kamuran Şipal, YKY.

Kapak Görseli: Thomas Gainsborough – 1758.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s