ZAMAN

IMG_E7545

Siz Güneş Hanım’ı tanımazsınız. Benim de pek tanıdığım söylenemez ama ben daha iyi, daha çok, daha yakından tanımak isterim. Belki görseniz siz de istersiniz. Belki değil bence mutlaka istersiniz.

Güneş Hanım, pazar öğleden sonraları gibi zamansız ve her Salı, Büyük Klüp’e gitmeden önce yaptırdığı saçları kadar kımıltısız.

Ona bakınca zamanın, sakin bir göl gibi dalgasız ve köpüksüz durduğuna, dibinde biriktirdiği tortuyu bir çırpıda atmak için akmak, çalkalanmak istemediğine inanırsınız. Hepimizi içine alacak ve telaşsız büyük kulaçlarla yüzdürecek kadar kımıltısız bir göl kadar.. Belki de deniz..

Tanısanız yaydığı zamansızlık suyunun kenarından hiç ayrılmak istemezsiniz.

Güneş Hanım’la aynı kuaföre gidip saçlarımızı aynı ellerde, muhtemelen aynı makasla kestirip aynı fırçayla taratıyoruz. Tırnaklarımıza aynı ojeden sürdürüp, ellerimizi aynı kremle yumuşatıyoruz. Ama ne saçlarım Güneş Hanım’ınkiler kadar parlak ne de ellerimin boşlukta süzülüşü onun kadar yumuşak.

Onun başak tarlası gibi saçlarının arasından geçen ışık, kristalden bir taç gibi başının üstünde süzülüyor. Benim saçlarıma vuran ışıksa tellerin arasında dolaşıp sarsak, yaşlı bir karaltı olarak yüzüme düşüyor.

Bu yılbaşı gecesi 81 yaşına basacak Güneş Hanım’ın yanında bütün dükkân ismi unutulmuş bir dinazor kadar yaşlı. Bir tek Güneş Hanım, zamandan, yaşdan ve geçen yılların hüznünden âzâde.

Dedim ya Güneş Hanım’ın zaman içindeki varlığı, saatin durduğu, ertesi gün okul olduğunun unutulduğu ve bütün eşyanın tatlı bir rehavetle havada asılı durduğu pazar öğleden sonraları kadar hafif.

Zaman sadece “O”, kuaför dükkanının kapısından girmeden önce elle tutulamayacak, ölçülemeyecek ve hesaba gelmeyecek kadar kaotik..

“ Hoop millet saat 10-30 oldu.. Hadiii Güneş Hanım gelecek, sallanmayalım ”

“Oğlum, yerlerin paspası, aynaların silinmesi Güneş Hanım gelmeden bitmiş olsun”

“Metehan! Damla sakızlı kahveyle, vişne likörüne baktın mı?

“ Kusura bakmayın Salı öğleden sonra için röfle randevusu veremiyoruz, biliyorsunuz Güneş Hanım geliyor, yarın müsaitiz ama” 

“ Gardenyalı oda spreyini sıkmayın diyorum Güneş Hanım’a alerji yapıyor! kapıyı açsan da gitmiyor”

Bütün bu hay huy Güneş Hanım’ın 72 model Mercedesi’nin dükkanın önüne gelmesiyle biter. Metehan ve Bahri, Goya Kuaför’ün en eski, en kıymetli müşterisini incitmeden dükkana getirmek için arabanın arka kapısının açılmasını beklerler.

Emektar şoför Sururi Bey, ceket düğmesini ilikleyip kapısını açana kadar Güneş Hanım, küçük köpeği Cincin’i usul usul okşayarak arka koltukta oturur. Ne kapının koluna, ne yanındaki çantasına hamle yapar. Pardösüsünün altında katlanmış eteğini bile inmeye hazırlık için düzeltmez. Şimdiye kadar hayatta ne daha hızlı, daha çevik olmak, ne de daha çok şey görüp, yapmak için telaş etmiştir. Geçen zamanı sadece bir seyirci gibi izlemiş ve bir nefes gibi içine çekmiştir..

Bu yüzden Güneş Hanım, zamandan izinli ve sonsuzlukla harelidir. Varlığının zaman boşluğunda bıraktığı iz lineer değil de zarif, tüyümsü bir çemberdir. Bunu 81 yaşına basacağı 31 Aralık gecesine kadar bütün yaşamı boyunca ilmek ilmek örmüştür. Ama her boynuna sarılışta sünecek bir kaşkol gibi değil de, sükutla işlenmiş bir zamansızlık şalı gibi..

Yılları günlerin, haftaların, saatlerin, saniyelerin meydana getirdiğine inanışı tamdır mesela.. O yüzden hangi saatte nerede duracağı, varlığını hangi mekanda boşluğa yayacağını bilir..

Her Salı saat tam 11’de Goya Kuaför’ün kapısından içeri girip saat tam 13-00 de buğday başağına benzeyen saçları yapılmış, kelebek kanadından hafif ellerinin tırnakları boyanmış ve arabasının arka koltuğuna oturmuş olur.

Kim bilir belki de Güneş Hanım, hayatın her dakikasına duyduğu bu sadık minnet yüzünden her yeni yaşına hayat çemberini tamamlayacak bir nokta tazeliğinde girer.

Zaten zaman dediğimiz şey ruhun bitmeyen işlerini tamamlama telaşından başka nedir ki?.. Tıpkı sizin gibi bütün saniyeleri hiç bitmeyen bir merhametle sayan telaşsızlar içinse bütün zaman aynı gözden dolup boşalan berrak bir sudur.

Nice güzel yaşlara Güneş Hanım.. Yeni yılınız ve yeni yaşınız kutlu olsun!

Fotoğraf; 2/12/2018- İstanbul.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s