COSMİC LATTE

IMG_7756“Bu yekpâre akış, durgun derinden..

Her aynada yalnız kendi görünen

Bu yüz ve şifasız hüznü eşyanın

Kendi cevherinde mahpus bir ânın

Dağıttığı dünya hep yaprak yaprak,

Dalgın, unutulmuş sesleri uzak

Bir uykudan bana tekrar dönenler,

İçimde, dışımda hep aynı çember!

Bin elmas parıltı oyun ve halka

Küçük ve hiç değişmez dalgalarla

Gülen ve gömülen gölge ufuklar

Acayip davetlerin rüzgârında

Her lâhza yine kendi sularında!…”[1]

Kış bitti. Havada baharın tazeliği, hafifliği var. İlk leylekler görülmeye başlandığında yazdan bir parça da olacak kanatlarında.

Bir inanışa göre kış gelirken yılan üç çakıl taşı alıp yerin altına saklanır ve kış boyunca bu üç taşla beslenirmiş. Sonra sırasıyla bu üç taşı ağzından çıkarır, ilk taşla havayı, ikincisiyle suyu, üçüncüsüyle toprağı ısıtırmış. Yılan son taşı da ağzından atınca toprak ısınmaya başlar ve yılan yeraltından çıkıp dolaşmaya başlarmış.[2]

Mevsimlerin ve dolayısıyla hayatın bu hiç bitmeyen döngüsü tekrarlardan oluşuyor gibi görünse de aslında her biri sonsuz şimdinin bir yansımasıdır. Zaman, şimdinin içinde yaşar ve bu yüzden içinde hiç tekrar barındırmaz. Ağaçta açan tomurcuklar bile bir bahar öncekiler değildir. Geçen bahar açan çiçekler, tülden yapraklarını, yemişlerini çoktan boşaltmış, arkalarından gelecek tomurcuklara serpilip, büyüyecekleri yolu açmışlardır.

Giden ve dönen leylekler de aynı değildir. Kimi yolda kalmış, kimi ölmüş kimi de yeni doğmuştur. Aynı göçü tamamlayanlar bile her yolculukta başka bir leyleğe dönüşür. Zaman bir rüya gibi rüzgârla, yağmurla leyleğin içinden geçer ve onu başka bir leylek yapar, tıpkı ağzında taşlarla yerin altına giren yılan gibi.

IMG_7765

Bütün yeryüzünün toprağını, suyunu ve havasını, ağzındaki taşlarla ısıtan bir yılanın varlığına inansak bile her kış aynı taşları bulamayacağına dair haklı kuşku, yılanın da değişebileceğine işaret eder; Taş değişiyorsa yılan da değişecektir. Ve her sene gelen bahar bir öncekinden farklıdır. Gelen bahar mevsimlerin tekrarından azade, şimdinin biricik baharıdır..

Zihnin eşyayla, mekânla sınırlı algısı evrenin sonsuzluğunu anlamakda zorlansa da değiştiğinin işaretlerini görür. Şimdi yeni aydır mesela. Ay, sonra yavaş yavaş büyüyüp şişecek olgun, sulu bir portakal gibi gecenin dalına asılacaktır. Bu küçük işaretler yeryüzünden geçiyor olduğumuzun gözle görebildiğimiz izleridir. Bir de ömrümüzün yetmediği ama değişimin yavaş da olsa sürekliliğini koruduğunun işaretleri vardır. Evrenin rengi gibi. Önceleri turkuaz olarak kabul edilmiş bu rengin şimdilerde cosmic latte rengine döndüğü bilgisi bunlardan biridir. 200.000 gökadadan gelen ışıkların dalga boyları ölçülerek bulunan bu renk sütlü kahve rengidir. Tıpkı telaşlı bir yorgunluktan sonra dünyanın son kâmını alır gibi içtiğimiz latte gibi..

IMG_7763

Yolculuğumuz ve değişimimiz bu yumuşak ve neredeyse telaşsız rengin içinde geçer. Bütün gökadaların, karadeliklerin, kaderimize yön verdiğini düşündüğümüz gezegenlerin devinimleri bu latte rengi boşluk içinde sonsuza doğru akar. Yaşlanan yıldızların kırmızıdan soluk beje dönen renkleri içinde yüzdükleri boşluğun rengini de değiştirmiş ve içine kahve karıştırılmış sütün yumuşak rengine boyamıştır..

Murat Morova’nın “Cosmic Latte” adlı sergisi[3] vasıtasıyla öğrendiğim bu bilgi yaşam içindeki telaşımın azalmasına ve içinde durduğumuz şimdiki anın kıymetini hatırlamama vesile oldu.

Morova’nın tıpkı içinde salındığımız boşluğun renklerini kullanarak yaptığı resimlerin dinginliği gibi “şimdiki an” da içimde giderek genişledi ve dün, bugün, yarın oldu. Zaman, onu içine hapsettiğim lineer çizgiden çıkıp bütün evrenle, hayatla hemhâl olan ihtişamlı döngüselliğine kavuştu.

IMG_7761

İstiklal Caddesi’nin en güzel apartmanlarından Mısır Apartmanı’nda yer alan Galeri Nev’deki sergiye uğuldayan bir kalabalığın içinden geçerek girdim. Cadde, baharın da gelişiyle birlikte debisindeki eski hıza kavuşmuştu. Bütün hayatların renkleri, kokuları, rüyaları birbirlerine karışıyor ve büyük bir girdabın içinde hiç durmadan çalkalanıyordu.

IMG_7766

Morova’nın resimlerinin karşısında zaman geçirdikten ve Cosmic Latte’nin içine karıştıktan sonra ise cadde sakinleşmiş, yukarıda dönen her şeyle birleşmiş ve telaşından kurtulmuş gibi geldi. Resimlerin süzüldüğü boşluktaydım artık. Zihnim zamanın sütüne karışmış, yeni gelen baharın benzersiz kokusunu duymaya başlamıştı.

IMG_7758Görmüş ve anlamıştım taşları tek tek yuvasından çıkaran yılan, saklayanla aynı yılan değildi ama onun devamıydı. Öncesi ve sonrasıydı. Yılan, geçmiş ve gelecek içinde hiç tekrarlanmayacak biricik şimdinin içindeydi. Baharın müjdecisiydi..

[1] “Eşik”, Ahmet Hamdi Tanpınar.

[2] “Doğa Defteri/2019”, Deniz Gezgin, Sel Yayınları.

[3] Murat Morova’nın “Cosmic Latte” isimli sergisi 16 Mart tarihine kadar Galeri Nev’de görülebilir.

Fotoğraflar , “Cosmic Latte” sergisinden.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s