SPİNOZA’NIN SEVİNCİ, HUGO’NUN KADERİ VE GÜL PENCERELER

IMG_8053

Dün gece Notre Dame Katedrali’nin yanmaya başladığını haber aldığımda kucağımda Spinoza vardı. Daha doğrusu Spinoza’nın adımlarını izleyerek nasıl sevince dönüşeceğimizi anlatan “Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor?” isimli Çetin Balanuye’nin kitabı.

Çetin Baluniye, bize aslında reddedilemeyecek felsefi bir teklif sunuyor, Spinoza’nın adımlarını takip ederek sevinç duymanın değil sevincin kendi olmanın yollarını gösteriyordu. Spinoza’yı mürekkebinin bir kısmı uçmuş mor kalemle satır altlarını çizerek, kimi aksiyomlar üzerinde düşünüp anlamaya çalışarak okurken verdiğim küçük molada Notre -Dome Katedrali’nin alevler içindeki fotoğrafını gördüm.

Pencerelerinde güller açan katedral bir meşale gibi yanıyordu. Bu daha önce aklıma gelen, olabilirliği karşısında içimin çekildiği evham senaryolarımdan biri değildi. Notre Dame Katedrali yanarsa, yıkılırsa ne yaparız gibi bir kaygı öbeği içime hiç kurulmamıştı ama yanışını görmek küçük bir kıyamete şahit oluyormuşum hissi yarattı.

IMG_8041

İlk gençliğimin en aykırı edebi kahramanlarından Quasimodo, bir pazar günü o kilisenin içinde bulunmuştu. Hugo, bize onun bulunduğu yeri en ince detaylarına kadar tarif etmiş, “ soldaki son cemaat yerinde, yere çakılı tahta yatağın üzerine bırakılmıştı” diye anlatmıştı.

Bu katedralde Quasimodo’nun inmediği tek bir derinlik, tırmanmadığı tek bir yükseklik yoktu. Burası Quasimodo’ya annelik yapmış, onun bütün evreni olmuş, ruhları birbirinin içine geçmişti. Şimdi ise bir kibrit çöpü gibi yanıyordu.

Victor Hugo’nun edebiyat tarihinin en görkemli eserlerinden biri olan “Notre- Dame’ın Kamburu”’nu yazmaya kilisenin şehir planlaması dahilinde yıkılacağını öğrendikten sonra başladığı söylenir.

IMG_8046

Hugo’nun gönlü Paris’le bütünleşmiş bu gotik kilisenin yıkılmasına el vermez. Notre – Dame kilisesinin kahramanlarından biri olduğu bir roman yazacak ve onu yıkılmaktan kurtaracaktır. Kaderine terk edilmiş, virane haldeki katedralin içinde yazacağı kitabın ilk ilhamı için gezinmeye başlar ve sonunda aradığı ilhamı bulur.

Kulelerden birinin harap köşesinde Grekçe büyük harfler kullanılarak duvara elle kazınmış şu sözcüğe rastlar; ‘AN”AIKH. Grekçe “ Kader” anlamına gelen ve ortaçağ eliyle duvara kazınmış olan bu sözcüğün içindeki karanlık onu içine çeker.

Şöyle yazacaktır daha sonra “Notre – Dame’ın Kamburu” romanının başına “ Eski kilisenin alnına bu suç ya da felaket damgasını vurmadan bu dünyadan ayrılmak istemeyen acı içinde kıvranan ruh acaba kimindi. Bu kitap işte o sözcük üzerine yazıldı.”

IMG_8055

Victor Hugo, Notre Dame’ın Kamburu’nunu yazmaya 25 Temmuz 1830’da başlar ve 15 Ocak 1831’de bitirir. Romanın yazıldığı tarih aynı zamanda Victor Hugo’nun özel yaşamındaki kasvetli günlerin de başladığı tarihe denk gelir.

Karısı Adale, Hugo’nun da yakın arkadaşı olan ünlü eleştirmen Sainte Beuve ile aşk yaşamaya başlamış ve evlilikleri bitmiştir. Belki de Notre Dame Katedrali’nin kulesinde gördüğü “Kader” yazısını yazan acı içinde kıvranan ruhlardan biri de Hugo’dur. Hugo, Adale’nin kendisine olan ilgisinin bittiğini hissetmiş ve ortaçağdan kalma bu yazının acı çeken bir ruha işaret ettiğine yormuştur. Belki de bütün romana sinmiş kasvetli havanın ve her okuyanın içine sinen kederin nedenlerinden biri de budur.

Bu aynı zamanda Hugo’nun kahramanlarının yazıldıklarından itibaren geçen 189 yıldan bu yana katedralde yaşıyor olmalarının da sebebidir. Onlar o kadar gerçeklerdir ki neredeyse iki asır sonra, başka bir ülkede Spinoza okurken katedralin yandığını gören bir kadın, Esmeralda, Quasimodo ve küçük keçi Djali için dertlenebilir.. Bu evhamın bir sebebi kadının gerçekle kurguyu birbirinden ayıracak yetilerle donatılmamış olmasıysa diğer kuvvetli nedeni de iyi edebiyatın gerçek hayatın efsununu aratmayan yüzüdür.

IMG_8056.PNG

Yangından hemen önce yani Quasimodo ve Esmeralda için kaygılanmadan önce Spinoza’nın Ethica’sında şu satırların altını çizmiştim:

Önerme: “Nedenini şimdi bizimle birlikteymişçesine hayal ettiğimiz duygu, nedenini bizimle birlikteymiş gibi hayal etmediğimiz zamankinden daha güçlü olur.”

Quasimodo’nun gül pencerelerdeki şahane vitraylarla, tepesine tırmandığı gargoylelerle birlikte yanıp kül olacağını sanmak edebiyatın gücünden başka benim zihnimin bir tasavvuruydu. Victor Hugo yazdıklarına bakılacak olursa Quasimodo, Esmeralda’nın asılmasından hemen sonra kaybolmuş ama ona çok benzeyen çarpık bir gövde genç kadının cesedine sarılı olarak bulunmuştu. Yeniden ölemezdi.

Spinoza’nın sevinç duymak dışında sevincin kendisi olmak için gösterdiği yollardan biri de buydu işte:

“Bizim kısa yaşamlarımızdan bakıldığında adeta sonsuza kadar orada öylece var kalacakmış gibi görünen her ne ne varsa hiç kuşkunuz olmasın var kalmayacaktır. Çünkü Tanrı ya da Doğadan başka hiçbir şey özü gereği var değildir. Şeyler Tanrı/Doğadan türer, onda var kalır ve yine onda çözülürler.”[1]

IMG_8040

Spinoza’nın bu tesellileri ile uyuduktan sonra ertesi sabah güzel haberlerle uyandım. Neyse ki gül pencereler, gargoreyler ve org yangında zarar görmemişti . Nazım’ın güzel şiirinde dediği gibi Notre Dame’ın güzel çiçeğinin Tanrı/doğaya dönme vakti henüz gelmemişti.

“ Paris yanıp yıkılmadan,

henüz vakit varken, gülüm

yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden birinde

Volter rıhtımında dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından

Sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a

çiçeğini seyretmeliyiz onun,

birden bana sarılmalısın, gülüm

korkudan, hayretten, sevinçten

ve de sessizce ağlamalısın….”[2]

IMG_E8043

Notre_Dame’ın gül pencerelerine bakarak sevinçten ağlamak ve sevgilinin ağzından öpmek hâlâ mümkündü. Ve hayat sevinci hüzünden daha çok hak ediyordu.

“Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor”, Çetin Balanuye, Ayrıntı Yayınları.

 “Ethica”, Benedictus De Spinoza, Çeviren: Çiğdem Dürüşken, Kabalcı Yayınevi.

“Notre – Dame’ın Kamburu”, Victor Hugo, Çeviren: Nesrin Altınova, İmge Kitabevi.

[1] “Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor?”, Çetin Balanuye, Ayrıntı Yayınları.

[2]“Henüz Vakit Varken Gülüm”, Nazım Hikmet Ran, YKY.

Görseller;

1- Notre Dame yangın fotoğrafı @CNN

2- Victor Hugo- Notre-Dame gravürü- Pinterest/Notre- Dame gravürü; 1867-1890- Alfred Delauney.

3- Fikret Mualla- Notre -Damme.

4- Pablo Picasso 1944, Notre Damme de Paris/ Pinterest

5-Spinoza illüstrasyon/Pinterest

6-View of Notre- Dame, Henri Matisse/ WikiArt

 


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s