YANIK TADI

IMG_8371

“ Bir düşün içinden geçerken uyanan kişi, hevesinin kursağında kaldığını, dünyanın en iyi şeyinin kendisine gösterilip de verilmediğini hisseder. En kötü düşlerde bile vardır bu duygu. Ama tatlı ve doyurucu düşler de çok seyrek görülür, Schubert’in de dediği gibi sevinçli bir müzik kadar seyrek. En güzel düş bile gerçeklikten farklılığını ve bağışladığı şeyin sadece bir yanılsama olduğu bilincini bir leke gibi taşır üzerinde. En tatlı düşlerde hep bir yanık tadı olmasının nedeni de budur.”[1]

Christopher Nolan’ın 2010 yılı yapımı İnception “Başlangıç” filmi rüyaların çoğu zaman dalmaktan korktuğumuz derin ve karanlık sularında geçer.

Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı “Dom Cobb” karakteri, bütün kariyerini rüya çalmak üzerinden yapmış bir hırsızdır. Uzmanı olduğu bu alanda tektir. Bu nadir görülen yetenek sayesinde insanların rüyalarının içine sızar ve orada tıpkı rüyanın bir parçası, o rüyaya ait bir doku gibi davranarak bilinçaltındaki en gizli sırları çalar.

Peki ama içinde bir yabancının gezdiği ondan bir parça çaldığı ya da Dom Cobb’un en son görevinde yaptığı gibi ona bir parça eklediği rüya gene görene mi aittir, yoksa değişip başka bir şeye mi dönüşmüştür? Bu soru neredeyse Theseus’un Gemisi Paradoksu‘na benzer.

Girit’ten Minotuar’ı öldürerek zaferle dönen kahraman Theseus‘un gemisini Atina hatıra olarak saklamak ister. Fakat zaman geçtikçe tahtaları ve diğer mekanizmaları çürüyen geminin parçaları yenileriyle değiştirilmek zorunda kalınır. Atina, her ne kadar Theseus’un zaferini gözlerinin önünden ayırmak istemese de gemi zamana direnememiştir.. Atina limanında duran gemi artık sadece eski geminin bir replikasıdır.

Eskiye ait, çürüyen bütün aksamları çıkarılmış ve yerine yenileri takılmıştır. Peki bu gemi hala Theseus’un gemisi midir?  Hâlâ geçmişin neşeli zaferini hatırlatma şansı var mıdır? Tahtalarına, dümenine, güvertesine ve yelkenlerine sinmiş zafer de eskiyen parçalarla beraber yok olup gitmemiş midir?

Peki Dom Cobb ya da rüyayı gören kişi rüyanın içinde dolaşırken düşer ve böylece rüyadan tamamen çıkarsa rüya onu görene ait olamaya devam mı edecektir?..

Dom Cobb’un bir rüya içinde gezinip onun sırlarını ele geçirirken korktuğu tek şey “düşmektir”. Düşünce rüya tamamen çöker ve uyuyan kişi uykunun derinliklerinden yüzeye doğru çıkar. Yeryüzüyle ve gerçek dünyayla kurduğu bu temas sonucunda hırsız Dom Cobb da rüyadan diskalifiye olur. Cobb’un işini başarıyla yapması için hem uyuyanın hem de rüyada gezinenin düşmekten yani irtifa kaybetmekten kaçınması gerekmektedir.

İrtifa kaybı yani o an içinde bulunulan ve kişi tarafından benimsenen düzlemden düşüş reel hayatta da düşlerden uyanma, gerçeğin sivri köşeleriyle temas etme anıdır. Adorno bu hissi “ yanık tadı” olarak tanımlar. Tatlı bir düş görmüş ve umudu sıkıca yakalamışsınızdır ki ya bir irtifa kaybı yaşarsınız ya da bir düş hırsızının rüyanızı çaldığını fark edersiniz. İşte bu içinizden dışınıza doğru yayılan bir yanık tadıdır. Ruhunuzdan başlayıp bütün evi, sokağı, mahalleyi ve sonra tüm ülkeyi sarar. Rüya artık size olmaktan çıkmış ve Theseus’un gemisi gibi replikaya dönmüştür.

İnception, tüm iyi yapıtlar gibi farklı yorumlara ve analizlere açık bir filmdir. Ancak filmde serseri bir iğne gibi içinde yürüyecek beden arayan tekinsiz kavram “hırsızlık”tır. Bunu en iyi hissettiğimiz sahnelerden biri de hemen filmin başlarında Dom Cobb ile karısı Mal’ın ( Marion Cotillard) duvarda asılı bir tabloya yorum yaptıkları sahnedir.

IMG_8356

Bu tablo Francis Bacon’ın sevgilisi George Dyer için yaptığı “Study for Head of George Dyer”  adlı tablosudur. Tablonun ve bir ölçüde ressamı Francis Bacon’un hikayesi filmdeki ve hayatımızdaki hırsızların yerini anlamak için önemlidir.

IMG_8354

28 Ekim 1909 tarihinde İrlanda’da doğan Bacon gençlik yıllarından itibaren resim yapmaya başlar. Bu alanda hiçbir akademik eğitim almamış olmasına rağmen insanı ve hayatı yorumlamasındaki aykırılık onu çağımızın önemli ressamlarından biri haline getirir. Özellikle II. Dünya Savaşı’nın ardından yaptığı resimler hayatın kırılganlığını ve dehşetini yansıtır.

Kronik astımı yüzünden askerliğe elverişsiz bulunan ve bu yüzden de II. Dünya Savaşı’na katılmayan Bacon, yine de savaşın bütün dehşetinin tanığı olmaktan kaçamamıştır. Resimlerindeki çürük ve yara içinde kalmış bedenler, yok olma tehdidi altında acı çeken ruhlar, Nazi imgeleri ve kana benzer kırmızılar bu dehşetin yansımasıdır. Bir seferinde resimlerindeki bu şiddeti tarif etmek için şu ifadeyi kullanmıştır. “Resimlerim hayatın, her şeyin üzerinde oldukça zor olan benim hayatımın temsilidir. Bu nedenle resimlerim çok şiddet içeriyor ama bu bana doğal geliyor.”

IMG_8357

Resimlerindeki bütün figürlerin bir acının içinde boğulmuş, son güçleriyle haykırmaya çalışıyor gibi bir halleri vardır. Etraflarını saran dehşet bedenlerini parçalamış ve sanki hepsi genizlerinde bir yanık tadıyla boğulmuşlardır.

IMG_8377

İnception filminde Dom ve Mal’ın üzerinde konuştuğu resim Bacon’un sevgilisi Dyer’in ölümünün ardından yaptığı resimdir. Dyer ile Bacon’un aşklarının başlama biçimi de filmdeki sembolizmi tamamlar biçimdedir.

Dyer, hırsızlık yapmak amacıyla Bacon’un evine girmeye çalışırken tırmandığı duvardan atölyesinin içine düşmüş ve bu “düşüş” aşklarının başlamasına sebep olmuştur. Sanki  bir anlamda ayrı ayrı gördükleri rüyadan beraber uyanmışlardır.   Aralarındaki tutkulu ve sarsıcı ilişki  Dyer’in 1971 yılındaki intiharına kadar devam etmiş ve aşklarının gel gitleri  Bacon’un resimlerinde karanlıkta kaybolmuş, acı çeken, deforme bedenler olarak kendini göstermiştir.

Londra’nın bilinen suçlularından biri olan Dyer, Bacon’la aşk yaşamaya başladıktan sonra onun kırk küsur resmine esin kaynağı olmuştur. Ancak eğitimi ve mesleği olmayan Dyer için hapsolduğu bu aşk o kadar cömert davranmamış ve düşme hali ilişki boyunca devam etmiştir. Aslında her ikisi de başkasına ait bir rüyanın içinde geziniyor o rüyayı kendilerine ait kılmaya çalışıyorlardır ama kaçınılmaz olarak en yüksekten düşen en çok incinen olacak, doku bir türlü uyuşmayacaktır.

IMG_8360

Dyer düşmeye daha fazla dayanamayıp  Bacon’un  1971 yılında Paris’teki retrospektif sergisinin açılışı sırasında otel odasında  intihar eder. Dyer’in intihar nedeni ve ediş biçimi de bir tür irtifa kaybıdır. Dyer, İnception filmindeki Dom Cobb gibi Bacon’un  rüyasıyla doku anlaşmazlığı yaşamış ve rüyadan düşmüştür. Dyer’in ölümünün ardından derin bir depresyona sürüklenen Bacon’ın hayata tutunması ise yine sanatla mümkün olmuştur.

Bacon’un Dyer’in 1971 yılındaki intiharının ardından 1975 yılında yaptığı otoportrelerde bu bitişin aynı zamanda bir başlangıç olduğu açıkça sezilir. Bacon bu otoportreleri yaptığı 1975 yılında 66 yaşında olmasına rağmen resimlerde çok daha genç gözükür. Dyer ile birlikte geçirdiği yıllardaki karanlık  üslubu yerini daha yumuşak daha aydınlık bir varoluşa bırakmıştır. Belki de bu Bacon’un hayatından hırsızı çıktıktan sonra yaptığı yeni başlangıcın da sembolüdür.

IMG_E8363

İnception’da Nolan’ın Bacon’a ve Dyer’e gönderdiği bu selamı rüyadan uyanışın prospektüsü olarak okumak da pekala mümkündür. Hayatımızı kaplamış yanık tadının ve elimizden alınan umutların sorumlusu rüyalarımızda kendi bahçeleri gibi gezinen  hırsızlarıdır.

Jung’un belirttiği gibi rüyalar kolektif bilinçdışının bir ürünüdür. Bir kısmımız beraber gördüğümüz sevinçli rüyanın çalındığını genzimizde bir yanık tanıdıyla uyanarak fark etmiş olabiliriz. Ve hatta kimilerimiz bu hırsızı Bacon’un Dyer’i sevdiği gibi çok sevmiş de olabiliriz.  Ancak her rüya hırsızı nihayetinde kendine ait olmayan bir rüyadan ayağı kayarak düşecek ve rüyayı gören uyanacaktır. Bu uyanış ânı yeni bir geminin de denize açılış anıdır. Bu yeni gemi ne eski bir zaferi müjdeleyecek ne de eskinin bir replikası olacaktır, çünkü her bitişin sonu yeni bir başlangıçtır.

—————————————————-

İnception “Başlangıç”;

Christopher Nolan 2010

Cast: Leonardo DiCaprio, Marion Cotillard, Ellen Page..

Francis Bacon, George Dyer ilişkisi hakkında:

“Love Is The Devil”, John Maybury 1998

Cast: Derek Jacobi, Daniel Craig, Tilda Swinton…

Francis Bacon ve George Dyer görselleri; Pinterest.

Ana görsel;

“Three Studies for Portrait of George Dyer, 1964. Photographs of George Dyer: John Deakin.

Dublin City Gallery.

Kaynak: Artupdate.com/ 2/Jun/2014.

[1] “Minima Moralia”, Thedor W. Adorno


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s