BİLL VİOLA: GEÇİCİ

Suyla ilgili hafızamdaki ilk görüntüler çocukluğuma ait. Fakat o kadar eski ve parçalılar ki, bir rüyadan mı yoksa çok eski bir anıdan mı arta kaldıkları artık seçilmiyor. . Babaannemle beraber tamamını kadınların ve çocukların oluşturduğu kırlık bir yerde Monet tabloları gibi bir hafifliğin içindeyiz. Gökyüzünü ancak sık yaprakların arasından görüyoruz. Güneş ışıkları yere düşene kadar … More BİLL VİOLA: GEÇİCİ

HATIRA/THE SOUVENIR

Geçmişi doğru hatırlama çabamızın bütünüyle nafile bir çaba olduğunu söyler Proust.   Yıllar, gittikçe büyüyen bir top kumaş gibi arkamda biriktikçe bunun ne kadar isabetli bir tespit olduğunun farkına varıyorum. Bazen geçmişe ait bir koku, bir resim ya da müzikle rastlaştığımda onun bana ait anıların tam olarak hangi parçasına denk düştüğünü berrak bir keskinlikle bulmakta zorlanıyorum. … More HATIRA/THE SOUVENIR

MİDSOMMAR’DA İNTİKAM

Ari Aster’in son filmi Midsommar’a Temmuz’un son günü gidiyoruz.. Sanırım bu yüzden Midsommer’de anlatılan Christian ve Dani’nin hikayesini Temmuz ayına adını veren Dumuzi ve İnanna’nın aşk hikayesine benzetiyorum. Film, çokça övülmesine rağmen ruhumla sağlam bir temas kuramıyor ve yerini içinde kimi çentikli soruları olan bir hayal kırıklığına bırakıyor. Filmi izlememin üzerinden bir iki gün geçtikten … More MİDSOMMAR’DA İNTİKAM

SÜKÛNET DENİZİ’NE İNİŞ

“Sürgün mü? Beni nereye fırlatabilirler? Evrenin dışına fırlatamazlar. Nereye gidersem gideyim, Güneş, ay, yıldızlar, düşler, alametler ve tanrılarla irtibatım olacaktır.”[1] Hierepolis’de M.S 50’de köle olarak doğan Epiktetos, kendisine verilen sürgün cezasının ardından nereye giderse gitsin Güneş’in, Ay’ın ve yıldızların altında kalacağını söylemişti. Dolayısıyla sürgün edilmekte korkulacak bir şey yoktu. Ay, Güneş ve yıldızlar başının üstünde … More SÜKÛNET DENİZİ’NE İNİŞ

KASSANDRA VE AĞAÇLAR

“Ağaçlar bir çeşit tapınaktır. Kim onlarla konuşmayı ve onları dinlemeyi becerir, gerçeği öğrenebilir. Onlar öğretilerden ve kurallardan bahsetmezler, titizce yaşamın eski yasalarını anlatırlar.”[1] Sıcak bir Haziran akşamı Sudanlı yönetmen Suhaib Gasmelbari’nin “Ağaçlardan Bahsetmek” adlı filmini seyretmek için Kadıköy’deyiz. [2] Haziranın diğer yaz aylarında pek rastlanmayan hafifliği Kadıköy’ün bütün sokaklarına sinmiş. Esintili, çiçek kokulu ve umutlu … More KASSANDRA VE AĞAÇLAR

TESELLİ

Geç gotik dönem Flaman ressamlarından Albertch Dürer, 21 Mayıs 1471 yılında Almanya Nürnberg de doğar. Daha sonraları 18 çocuklu olacak bir ailenin üçüncü çocuğudur. Kuyumcu olan babasından nesnelere nasıl bakılması gerektiğini ve işin tekniklerini öğrenir. Çizim konusundaki olağanüstü yeteneğinin yanında , ışık ve gölgeye adeta ruh üflemek gibi ayrı bir beceresi vardır. Özellikle 1495 yılında … More TESELLİ

ODYSSEUS’UN YOLCULUĞU; HIGH LİFE

O Baharın bu yeşerten, her güzelliğin mümkün olabileceğini hisettiren enerjisini, havaya yaydığı iyimserlik kokusunu seviyorum. İlk leyleklerle birlikte “hayat aslında bir kuş kanadı kadar hafif” hissi içimde yuva yapıyor. Her şey yeni biçilmiş otlar kadar taze kokuyor. O zaman gelsin yeni filmler, kitaplar, koklanacak sümbüller, fulyalar ve kurulacak yeni hayaller.. Uzun zamandır seyretmek istediğim Claire … More ODYSSEUS’UN YOLCULUĞU; HIGH LİFE