BAZI KADINLAR

Bir mahalleyi mahalle yapan iki şeyden birincisi terzi dükkânıysa ikincisi çay bahçesidir. Çay bahçesi henüz duruyor ancak terzi de, terzi dükkânı da artık yok. Geçtiğimiz hafta Sevim Hanım, yirmi yedi senedir kiracısı olduğu terzi dükkânını, apartman kentsel dönüşüm sebebiyle yıkılacağı için tahliye etti ve Üzüm’ü de alıp gitti. Bana son okuduğu kitabı ve soyunma odasındaki … More BAZI KADINLAR

SESLER, VİCDAN VE DİRENİŞ

Son zamanlardaki hayatım balkonumun etrafında açılan dünyayı seyrederek geçiyor. Ara sıra yürüyüşlere çıksam da eski bir mahalle arasında, nispeten yeşilliklere ve gökyüzünden payımıza düşen ufak bir aralığa boynunu uzatmış bu küçük balkonda yaşıyorum. Ana caddenin arkasında, artık bir avuç kalmış apartman bahçelerine bakan balkonumda gündelik insani telaşelerden kısmen uzaktayım. Orada okuyorum, yazıyorum, seyrediyorum. Sokağı ancak … More SESLER, VİCDAN VE DİRENİŞ

LİKE ÇAĞINDA YAŞLILIK

Sosyal mesafelendirmenin arttığı ve hepimizin bir dataya dönüşmeye başladığı şu günlerde zihnimde birbiriyle ilintili her şey kartopu gibi büyüyor. Haberleri an be an takip etmekten, coronanın yıkıcılığına odaklanmaktan ziyade felaketin kenarlarında dolaşıyorum. Günlük test sayılarını, ölüm oranlarını, pandeminin yayılış endeksini takip etmiyorum. Özellikle akşam yayınlanan selâyı duymamak için kulaklıkla müzik dinlemeyi ya da bir filmin … More LİKE ÇAĞINDA YAŞLILIK

SON SAL

Muhterem Nur son yolculuğuna uğurlanmış. Akşamüstü haberleri açtığımda görüyorum. Zor etapları çok olan 88 yıllık bir hayatı cesaretle yaşadığı, nihayet bitirdiği ve çok sevdiği Müslüm Gürses’in üzerine gömülebildiği için teselli buluyorum. Üzüldüğüm kısmıysa ölümünün corona günlerine denk gelmesi. Çoğumuzun maskelerle dolaştığı şu günlerde Muhterem hanımın son sahneleri de cenazeye icabet edenler için tıpkı doğumu gibi … More SON SAL

CORONA GÜNLERİ

Daha geçen haftaya kadar etrafımızdaki tüm olumsuzluklara rağmen alışkanlıklarımızın etrafında ördüğümüz bir hayatımız vardı. Son iki üç gündür hayatımız dediğimiz ve sımsıkı sarıldığımız şeyin ne kadar kırılgan olduğunu anladık. Çin’in, adını Corona Virüsü sayesinde öğrendiğimiz Wuhan kentinde ortaya çıkan bir virüs bize dünyanın ve doğal olarak hayatlarımızın ne kadar birbirine bağlı olduğunu öğretti. Bugün için … More CORONA GÜNLERİ

SÜR PULLUĞUNU

Tohumlama zamanı öğren, ekin biçme zamanı öğret, kışın eğlen. Arabanı ve sabanını/pulluğunu ölülerin kemikleri üzerinden sür.”[1] Olga Tokarczuk, Willam Blake’in Cehennem Özdeyişler’inden ödünç alınmış bu dizeyle karşılar bizi kitabının kapağında. Bu dize sadece güzelim kitabına isim olmakla da kalmaz, okuduktan sonra da bir ağıt bulutu gibi gökyüzümüzde gezinir; “Sür pulluğunu ölülerin kemikleri üzerinde….”  Olga kitabında … More SÜR PULLUĞUNU

BAŞKASI

Aşkın içinde bulunduğu krizin nedeni başka  Başka’ların bolluğu değil, şu anda yaşamın bütün alanlarında meydana gelen ve benliğin giderek daha da narsistleşmesinin eşlik ettiği, Başka’ nın aşınma sürecidir.” (1)   Byung – Chul Han’ı okumaya başladığımda daha ilk sayfalarda Bakırköy’deki yarı bodrum katındaki öğrencilik evine gidiyorum.  Orada Başka ile karşılaşmış  ve kendini orada unutmuş biri … More BAŞKASI

YUVA

Mahallenin yaşlı kadınlarının en gözde yerlerinden biri yaklaşık beş yıl önce açılan pastane ile fırın karışımı bir mekan. Açılışı kentsel dönüşümün hararetli ve umutkâr dönemlerine denk gelen bu fırın son zamanlarda en popüler dönemlerini yaşıyor. Sadık müdavimlerinden biri de fırının önünden ne zaman geçsem dışardaki merkezi masalardan birinde otururken rastladığım Kevser Hanım. Uzun zamandır göz … More YUVA

BİLL VİOLA: GEÇİCİ

Suyla ilgili hafızamdaki ilk görüntüler çocukluğuma ait. Fakat o kadar eski ve parçalılar ki, bir rüyadan mı yoksa çok eski bir anıdan mı arta kaldıkları artık seçilmiyor. . Babaannemle beraber tamamını kadınların ve çocukların oluşturduğu kırlık bir yerde Monet tabloları gibi bir hafifliğin içindeyiz. Gökyüzünü ancak sık yaprakların arasından görüyoruz. Güneş ışıkları yere düşene kadar … More BİLL VİOLA: GEÇİCİ

HATIRA/THE SOUVENIR

Geçmişi doğru hatırlama çabamızın bütünüyle nafile bir çaba olduğunu söyler Proust.   Yıllar, gittikçe büyüyen bir top kumaş gibi arkamda biriktikçe bunun ne kadar isabetli bir tespit olduğunun farkına varıyorum. Bazen geçmişe ait bir koku, bir resim ya da müzikle rastlaştığımda onun bana ait anıların tam olarak hangi parçasına denk düştüğünü berrak bir keskinlikle bulmakta zorlanıyorum. … More HATIRA/THE SOUVENIR